Düşünceler

 Önüm, Arkam, Sağım, Solum MOZART 


Ham koparılan meyvenin olgunlaşması için ağaca yeniden takılabilmesi mümkün mü?


Bu konuyu ele almam istendiğinde, yazıyı kimseyi kırmadan nasıl yazabilirim diye epey düşündüm. Zor olduğunu biliyorum. Hiçbir anne babaya, “Senin çocuğun dahi falan değil, normal,” demek, hoş değil. Hiçbir çocuğa da, “Sabret, önce biraz büyümelisin,”demek akıl kârı değil. Zaten söyleseniz de sözünüzün dinleneceği kuşkulu.

Yani okunmayacak, okunsa da kulak arkası edilecek bir yazı için neden zamanımı harcıyorum diye düşünmeden edemiyorum...

Gerek adresine kolay ulaşılabilen bilindik bir yazar olduğumdan, gerekse yazarlığın yanı sıra uzun yıllar yayıncılık ve gazetecilik deneyimim bulunduğundan, çocuğunun kitap yazdığından söz ederek, okuyup düşüncemi belirtmemi isteyen ve nerede yayımlatabileceklerini öğrenmek isteyen ebeveynlerden (daha çok annelerden) çok sayıda ileti almışımdır. Kimi kez de, çocuğun kendisi direkt olarak yazıp, eke öykü ya da roman dediği metinleri koyar ve okumamı ister. Hatta okumak da yetmez, onları basmamı ister.

Cumhuriyet KitapBu bağlamdaki her ileti tüylerimi diken diken etmekle birlikte, empati kurmakta zorlanmamış, yazılanların “kitap” değil, henüz “müsvette” olduğunu hatırlatarak, bu tür çok defter doldurulması, çok çalışılması gerektiğini vurgulamışımdır. Oysa benden beklentinin bu olmadığının farkındayım. “Çocuğunuz harika! Yazdıkları mükemmel. Siz hiç yorulmayın, ben bunu hemen bir yerlerde yayımlatırım,” demem bekleniyor da; diyemiyorum, diyemem, demeyeceğim...

Hepimiz çocuk büyüttük. İçten içe, çocuklarımızda “farklı” bir üstünlük aradık. Onu diğer çocuklardan daha iyi, daha üstün kılacağına inanmak istediğimiz özellikler...  Hele öğretmenleri de, ebeveynlerin bu zaafını bilerek ya da bilmeyerek, beklentiyi körüklemişse, çocuğu merkeze alarak artık onun menajeri gibi davranmaya kalkışmamız, an meselesidir.


+ 4
+ 0
 

Çocuk edebiyatında eleştiri var mı?


“Bu kahveci güzeli gerçekten müstesna bir delikanlı... Balmumundan dökülmüş gibi yumuşak ve biçimli vücudu var. Zengin adam kahveci güzelini yanına alıp konağa götürdü. Hemen cemaati çağırarak kızını kahveci güzeline nikâh etti. Şerbetler içildi. Herkes yerli yerine ayrıldı. Gelin hamınla kahveci güzeli o gece gerdeğe girdiler. Girdiler amma kahveci güzeli kızı kolları arasına alınca bir de ne görsün. Kız bakire değil. Sabah olur olmaz kahveci güzeli bu kızı boşadı. Aradan bir kaç zaman geçince bir zengin kız daha aldı. Baktı ki bu kız da bakire değil. Sözde kızdır. Sabah onu da boşadı.”/Peyami Sefa, Paşa Kızı ve Koylü Çocuğu, Ay Dizisi’nden, Damla Yayınevi.

1997-2002  yılları arasındaki 5 yıl boyunca, Cumhuriyet Kitap Eki’nde çocuk kitapları hakkında olumlu/olumsuz görüş bildirdigim süre içinde, kitapları olumsuz eleştiri alan yazarlardan ya da o kitapları yayımlama izni veren editörlerden pek çok azar işittim.  Kimi iş yerimi arayıp kitabının ne kadar harika olduğunu savundu, kimi evimi arayıp çocukların kitaplarına bayıldığını, kendilerinin modern Jules Verne, ya da çocukların Orhan Pamuk’u  olduğuna dair uzun konuşmalarla beni inandırmaya çalıştı.  Editörler ise, kitabın satış şansını özellikle engellemeye çalıştığım ve bunun haksız rekabete girdigi konusunda beni suçlamaya kalktı.


+ 5
+ 0
 

 Kitap Yaşamı Anlatır Çocuğa


 

Bütün veliler, çocuklarının okuma ve yazma yeteneklerini artırmak ister ve çoğu da, bunu sağlamanın en kolay yolunun çocuk kitaplarından geçtiğini bilir. Bu noktada, “hangi kitap” devreye giriyor ki, bu konu beni her zaman şaşırtmıştır; çünkü, aç da olsa bir çocuğa sevmediği bir yemeği yedirmenin ne kadar zor olduğunu bilen anne babalar, ona seveceği yemekleri pişirirken, kitaplar konusunda bu kadar dikkatli olmayabiliyor.  Gerek anne babalar, gerekse öğretmenler, çocuğun okumak istemediği bir kitap üzerinde dayatmacı olarak, onu sevebileceği başka kitaplardan farkına varmadan uzaklaştırabiliyor.

Kitap, neşe demek, eğlence demek, dost demek.  Kitap, çocuğa yaşamı anlatır; ona kim olduğunu gösterir; yaşam içinde kendi doğrularını saptamasına, yargılar üretebilmesine, yorum yapabilmesine olanak verir.  Kitap, çocuğa dil zenginliği katar, sorun çözme, iletişim kurma, araştırma becerilerini destekler.


+ 5
+ 3
 

Çamay Öğretmenim ve Ben!


Orta bir, her dersine ayrı bir öğretmenin girdiği, alışması zor, yeni bir ortamdı. İlk Türkçe dersinde, kısa boylu, kabarık siyah saçlı, havalı bir öğretmen girdi sınıfa, “Türkçe öğretmeniniz benim,” dedi. “Adım Çamay.”

İlk derste, adımızı hatırlayamayacağını, ama eğer otobiyografilerimizi yazarsak, bir sonraki ders kimin kim olduğunu kolayca eşleştirip öğrenebileceğini söyledi. Bize, şimdi özgeçmiş dediğimiz, o zamanki tanımıyla ‘otobiyografi’nin ne olduğu konusunda kısa bir bilgi verdi ve kâğıt kalem çıkarıp yazmamızı istedi. Kalan ders sürecinde, “özgeçmiş”lerimizi yazdık.

Bir sonraki derste Çamay Öğretmen sınıfa girdiğinde, “Yazdıklarınızı okudum,” dedi. “Aytül Uncu hanginiz?”

Yüreğim yerinden fırlayacaktı nerdeyse. Yine yaramazlık yaparken mi yakalanmıştım yoksa? Azarlanacak mıydım sınıf önünde?

Çamay Öğretmen, kâğıdımı uzattı bana. “Aferin, çok güzel yazmışsın,” dedi. Sonra sınıfa döndü, “Eğer arkadaşınız isterse, yazdığını bize okur; sizler de otobiyografinin nasıl yazılacağını öğrenirsiniz.”

İstemez miydim? İçim içime sığmadı; sevinçle okudum.


+ 1
+ 0
 

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.