Eserleri En Çok Çevrilenler

PrintEmail

Zaman Gazetesinden Ali ........ ile yapılan söyleşi:


Çocuk edebiyatı yazarlarının, ismi bilinen birçok yazarın önüne geçmesini ve bu ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çocuk ve gençlik edebiyatının önemini uzun yıllar önce kavrayan ülkeler, çok beğenilecek, özenilecek ve zevkle okunacak kitaplar hazırlıyorlardı. Ben bu listeyi, “önüne geçme” olarak değil de, “önemini kavrama” olarak değerlendiriyorum.

Bu durum çocuk edebiyatımızın geldiği noktayı özetlemesi bakımından bir kıstas bir kriter midir?

Bilinçli anne babalar olarak, çocuklarımızın hayata birer birey olarak katılmasını, yaşama kendi renklerini katabilmesini istiyoruz, bu nedenle onları çok küçük yaştan sanatla tanıştırmamız gerektiğinin farkındayız. Resimlerle, sözcüklerle başlayan tanışıklık, kişisel gelişimin her yönünü destekleyerek, edebiyat okurluğunun alışkanlık haline gelmesine kadar uzanıyor.

Sanmam ki okurların ağaçta yetiştiğine inanananlar olsun… Geleceğin okuma kültürünü ancak bugünün çocuk kitaplarının oluşabileceği gerçeğinin, “masal” olmadığı ortada. Bence listede çocuk kitabı yazarlarının da olması, bunu gösteriyor. 

1991’de yayımlanan “Geceyi Sevmeyen Çocuk” adlı ilk masal kitabımdan bu yana, ben de bir yazar olarak sürekli geliştim, yenilendim; çocuk ve gençlik edebiyatına baş koyan yazarlar, çizerler, yayıncılarla birlikte kitapları günümüz çocuklarına seslenebilecek ve  zevkle okunacak düzeye getirmek için özveriyle çalıştık. Emeklerin boşa gitmediğini düşünüyorum.

Bizim çocuk edebiyatımıza yurtdışındaki yayınevleri neden bu kadar ilgi gösteriyor? Sizce onlara cazip gelen ne?

Bence iki nedeni var.  Birinci neden, çocuk edebiyatımızın çağdaş dünya edebiyatını yakalaması.  İkincisi ise, TEDA projesi. 

2000li yılların başında İstanbul’da bazı ajanslarla görüşmüştüm. Çocuk kitaplarımızı yurt dışında tanıtmanın iş ve zaman kaybı olduğunu düşünüyorlardı, bu nedenle ilgilenmediler bile. Haklı oldukları yönler vardı elbette, ancak tanıtmadığımız bir şeyi zaten satışa çıkaramazdık. Yani birinin görmesi, okuması gerekirdi ki, beğenip beğenmediğine karar versin.

Geçmişte ülkemizdeki çocuk kitaplarıyla ilgilendiğini varsayacağımız yabancı yayıncılar, ya yanlış örneklere bakıp kaçtılar ve doğru örnekler hiç konmadı önlerine, ya da zaten bizden bir örnek arayışında değildiler.

İşte bu noktada, TEDA projesinin önemli işlevi çıkıyor ortaya. Çevirmen ücretinin karşılanacak olması, yabancı yayıncıların ilgisini çekti. Basım maliyeti kısmen karşılanacak ve mali risk paylaşılacaksa, neden olmasın diyerek, yayın listelerine uygun kitap arayışına girdiler. Yalnızca oturdukları yerden değil, ülkemizi ziyaret ederek, kitap fuarlarını dolaşarak kitap araştırdılar.

Bu durum çocuk edebiyatı yazarlarımızı heyecanladırır mı? Yeni üretimler konusunda isteği artıtır mı?

Ülkemizde kitaplar ortalama 2000 basılır. Kitap, bir yılda çoğu kez  bir baskıdan az, iyi olasılıkla daha fazla satar. Bir yazarın geçimini, kitabının yeni baskılarından elde edeceği telife bağlaması olası değil.

Maddi bir çıkar olmayınca, bir sanatçının üretimini sürdürebilmesi için ortada hiç olmazsa manevi destek olmalı değil mi? Eh, takdir de edilmez, yaşadığı ortamda sanatçıya değer verilmezse, sanatçı nasıl üretsin? İlham dediğiniz, incecik bir tüy. Ya parmakların ucuna dokunur, ya da uçup gidiverir…

Bence çocuk ve gençlik edebiyatımıza ülke içinde ve dışında değer verilmeye başlaması, herkes için heyecan verici ilhamın kapısını aralar. 

Eserlerinizin 17 dile çevrilmesi nasıl bir duygu?

Yalnızca altı… Almanca, İspanyolca, Bulgarca, İlgilizce, Farsça, Arapça… Aslında Mısır’da  Arapça basılan kitabı henüz görmedim. Kültür Bakanlığının sitesinde basılmış olduğu yazıyor, oradan bilgim oldu.

Çocukluğumdan bu yana, benim için insani değerler, her değerin önünde oldu. Dil, din, ırk, ve sair farklılıklara ödün vermeksizin, yalnızca evrensel insan için yazdım bu nedenle. Şu anda hissettiklerim, tüm çocuklara yeni yazacağım kitaplarda daha da  iyiyi yakalama sorumluluğu ve heyecanıdır. 

Yurtdışındaki okurlarından nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Okurlardan direkt olarak bana yazılı bir şey gelmiyor.  Geliyorsa da, açmadan siliyor olabilirim, anlamadığım dilde bir başlıkla gelen yazının okur yazisi mi yoksa bir “Spam” mi olduğunu ayırdedemem ki…

Sanırım yayınevleri zaman zaman okurlardan dönüş alıyorlarsa da, bana yönlendirmiyorlar, kendi içlerinde yanıtlıyorlar. Eğer yayınevi başka bir kitabıma da talip olduysa, bence bu okurun geri dönüşlerinin bana dolaylı olarak yansımasıdır.

 

 


+ 0
+ 0

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.