En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

BAKIŞ

8 Temmuz 1999, Perşembe

s.11

 

Masalları sadece çocuklara ait olarak mı düşünüyorsunuz?

Masallar, yetişkinler içinse eğer, söylenecek bir söz yok. Ama masal bu, adı üzerinde. Masallar çocuklar içindir ve hepimliz, okumayı bilmeyen çocuklarımıza masal okuyarak ona dünyayı sevdirmek ve yaşamı anlatmak isteriz. Ama klasik diyerek, adeta milletvekilliği dokunulmazlığı gibi görünmez bir koruyucuyla örttügümüz masalları, birer birer ortaya döküp yeniden değerlendirmeliyiz.

Kırmızı Başlıklı Kız masalı, çocukların ruh sağlığı için ne kadar yararlıdır? Yaptığı işe karşılık fakir oğlanın padişahın kızını ödül olarak alması ve kızların evlilikte hâlâ söz hakkı tanınmayan dilsiz yaratıklar olarak tanıtılması, ileriye dönük nasıl bir yarar sağlayabilir? Savaş şartlarının dışında kötünün öldürülüp malının alınmasının serbest olduğu, hangi çağdaş ülkede onaylanmaktadır?

23 Temmuz 1998 tarihinde Milliyet Gazetesi’nin Tüketici köşesinde Meral Tamer, “Çocuklara Korku Masalları” başlığı altında, klasik masalları sorgulayan bilinçli bir annenin tepkisiyle karşılaşıyor. Dört yaşındaki kız çocuğuna bir yayınevinin çocuk klasikleri dizisinden aldığı masal kitabında, “yüksek dozda yalancılık, yaşlılara zulüm, cinayet, vahşet, hırs ve intikam” ile karşılaşan anne, haklı olarak isyan ediyor. “Okuduğum adeta bir gerilim kitabıydı. İçinde defalarca ölümden, öldürmekten. Boğmaktan, şeytandan, cesetten, büyücüden söz ediliyor. Yaşlı ninesinin kafasını baltayla koparan ve bir kese paraya ölüsünü başkalarına satan tipler…” (Büyük Klaus ile Küçük Klaus, Andersen’den Masallar)

İnsanlar gibi konuşup gülen ve söyleşen hayvan kahramanları “lokmo lokma parçalamak” ya da “Tam ağzından vurup öldürmek” gibi eylemler içinde çocuğa sunmak, kötülerin öldürülüp paralarının alınarak mutlu olunabileceği mantığı, yaşanan ölümün görüntüsü, sesi ve kokusuyla çocuğa tarif edilmesi, hangi açılardan doğru kabul edilebilir?

Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na bu konuda bir başvurunuz oldu mu?

Kimi kime şikâyet edeceksiniz? Onlara bir mektup yazdım, hemen başka birimlere havale etmişler. Bazı kurallar koymuşlar, kuralların doğru olup olmaması ya da güncel olup olmaması peşinde değiller.

Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan çoktan vazgeçtim. Umudum yok artık o yolda. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından basılan bir masal kitabında Ezop’un fablları, başkasının adı altında yayımlandı. Fabl nedir kimindir, acaba Milli Eğitim Bakanlığı bilmiyor muydu da bastı o kitabı? Anlaşılıyor ki, ne Ezop’u, ne La Fontaine’I tanıyorlar, çünkü o masallarda bulunan “Karga ile Peynir”, “İki Keçi” hikayesi gibi öyküler, sanki başkaları tarafından yazılmış gibi gösteriliyor.

Bir başka örnek, “Kardan Adam Ağladı” başlıklı masal. Metin, Andersen’den Masallar’da yer alan “Kibritçi Kız” masalıyla aynı konuda.  Bunlar nasıl ayıklanacak bilmiyorum. Bireysel olarak çalışıp bir şeyler yapmak zorunluluğunu duyuyorum. 

Peki çocuk edebiyatçıları arasında bu konuda bir birlik var mı?

Yazarlar olarak elimizden geldiği kadar bir araya gelip sorunları konuşuyoruz. Gerek yayıncılık konusunda tartışıyor, gerekse kitaplarımıza eleştiriler yaparak birbirimize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ama bir de bizim gibi düşünmeyenler var. Yayınevleri telifsiz kitap basmak için anonim masallara ya da klasiklere başvuruyor. Çünkü telif yasasına göre yazar öldükten 50 yıldan sonra yayıncılar o yazarın kitaplarını telif ödemeden basabiliyor.

Böylece her yayınevinde aynı kitaplar… Yurtdışında çocuk edebiyatının sürekli ileriye doğru geliştiğini görüyoruz ama bizde olduğu yerde sayıyor. Genç ve yeni yazarlar kitaplar yazıyor ama ya bastıracak yayınevi bulamıyor, ya da üçüncü, dördüncü kitabına geçmiş, daha ilkinin bile telifini alamamış oluyor. Yazarlar küstürülüyor.  Onlar da vazgeçiyorlar bu işten. Anlayacağınız, bir yayınevi klasik adı altında yüzlerce kitap basarken, çağdaş yazarın kitabını, telif ödenecek diye basmıyor.

Yetkili birimlerin, yetişkinlere uyguladığı kitap ve düşünce yasağına karşın, çocuk masallarına karşı olan bu tutumları denetim eksikliği mı, anlayış sorunu mu? 

Şu “denetim” işi biraz sakat.  Çünkü sonunda, “Talim ve Terbiye” gibi yeni bir ucubenin doğumunu kim önleyebilir?

Öz denetim olmadığı ve biz bu denetim işini, konuyu “fırsat” ve “ticaret” olarak gören insanların eline bıraktığımız sürece, alacağımız sonuçlar ortadadır! Hoş, öz denetimde de terazinin ayarı kişilerin kendi düşüncelerinin çerçevesiyle sınırlı olacağına göre, neyin neye göre doğru olduğu ya da olmadığı nasıl belirlenebilecek? 

Son olarak, alınması gereken önlemler konusunda ne diyeceksiniz? 

Masalların yeniden ve tek tek elden geçirilmesi gerek. Pedagojik zararları olanlar, asla birer “klasik” olarak değil, geleneksel masallara birer örnek olarak saklanmalılar.

Yetkili ağızlar “klasik” adından çekinip sessiz kalmak yerine, bu masalların ortaya koydukları kavramlar açısından, çocukların zihinsel gelişim sürecine uygun uyarlanmamış oldukları sürece, masalın içeriğine göre kademeli olarak on iki yaşın altındaki çocuklara kesinlikle okunmaması ve okutulmaması gerektiğini belirtecek cesareti artık bulmalılar.

Yoksa, adı “masal” olan her kitap, çocuklara okutulmaya devam edilecek. Bilinçli anne babalar tepki vermekteler ama bilinçli olmayanların çocuklarına neler olacak?

 


+ 0
+ 0

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.