En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Anadili Dergisi - 2000

Article Index
Anadili Dergisi - 2000
Sayfa: 2
Sayfa: 3
Sayfa: 4
Sayfa: 5
All Pages

ANADİLİ DERGİSİ

TEMMUZ-EYLÜL 2000 Sayı:18 S.43-54

 

Bir Ayağı Yerde, Bir Ayağı Gökte Bir Çocuktur Masal

 

Masalın çocuğun dil ve düş gücü gelişimine katkıları :

 

Masallar, edebiyatla tanışmanın ilk adımıdır. Henüz okumayı bile bilmedikleri çağlarda çocuklarımıza okuduğumuz ya da anlattığımız masallarla, onları edebiyat dünyasının zengin renkleriyle tanıştırır, masallar aracığıyla onlara dünyadan söz eder, yaşamı sevdirmek isteriz.

Masallar, gerçekle düş dünyası arasındaki dengeyi koruyan sihirli bir kapıdır. En yaratıcı hayaller, “masal” adı altında, özgürce sınırsızlığa doğru yol alırken, ne masalı dinleyen, ne anlatan/okuyan, kapının öbür yanındaki dünyayı unutur...  Masallar, bir ayağı yerde, bir ayağı gökte çocuktur. Biraz gerçeklere, çokça da düşlere basar.

Selahattin Dilidüzgün, Çağdaş Çocuk Yazını adlı kitabında, "...nitelikli olarak değerlendirebileceğimiz birçok masalın çocuğun ruhsal gelişimine, kendini tanımasına, özgüven duygusunun artmasına; yaşamın ekonomik, sosyal yanını tanımasına ve okuma alışkanlığı edinmesine büyük katkısı vardır," diyor. (1)

Ancak, işte tam da bu noktada, “nitelikli” olarak değerlendirilebilecek masalların ne olduğu konusunu tekrar gözden geçirmemizin şart olduğunu düşünüyorum.

Masallardan çocuklarımız için bu yararı sağlayabilmek için,  klâsik deyip görünmez bir dokunulmazlıkla örttüğümüz masalları, birer birer ortaya döküp, içerdikleri şiddet, cinsellik ve çağ dışı kavramlar açısından tek tek elden geçirmemiz ve yeniden titizlikle değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Çocukların algılama ve değerlendirme sınırlarının çok ötesinde, üstelik pedagojik hatalarla dolu olan bazı masalları, "nasıl olsa klasiktir sorumluluk bende değil" anlayışıyla, türlü formlarda ve keyfi yorumlarla tekrar tekrar çocukların önüne baskıcı bir tavırla koyanları artık eleştirebilmeliyiz. (2)

Günümüzde zamanlarının büyük çoğunluğunu televizyon ya da bilgisayar karşısında geçiren çocukların dil ve düşünce dünyaları:

Günümüzde çocuklar gerçekten televizyon ya da bilgisayar karşısında uzun zaman geçirmekteler. Yaşamla ilgili her konuda olduğu gibi, burada da “paradox” var bence. Bilgisayar ve televizyon, çağımızın tatlı belâları. Onlardan hem yakınırız, hem onlarsız yapamayız. Çocukların dil bozukluklarını ve düşünce yapılarındaki tutarsızlıkları yalnızca televizyon ve bilgisayara yüklemenin haksızlık olduğunu düşünüyorum. Eminim, bundan birkaç yüzyıl önce televizyon ve bilgisayar yokken de, yetişkinler çocukların dil bozukluklarından ve düşünce dünyalarındaki aksaklıklardan söz ediyorlardı.

Çocuklarda bazı hatalar ve eksiklikler varsa, bunu başka yerlerde aramayalım; hatalı olan, onları yetiştiren biz yetişkinleriz. Çocuklar, onların çocuk dünyasına girebilen her şeyi ilgiyle karşılarlar. Demek ki, dil açısından dünyalarına girerek onları kolayca eğitecek yöntemleri bulamıyoruz. Doğru kavramları, belki de doğru ve gerekli zamanda veremiyoruz.

Televizyon ve bilgisayar, çocuk dünyasının ayrılmaz bir parçası artık ve çocuklara ulaşmada mükemmel birer araç aslında. Ah, bir de biz yetişkinler bu araçları yalnızca kendi çıkarlarımız ve ticari amaçlarımız doğrultusunda değil de,  çocuklarımıza kolayca ulaşabilmede en etkin, en özenli yol olarak kavrayıp, buna göre davranabilsek...

Bence, televizyondaki çizgi filmlerin de eleştirel gözle değerlendirilmesi gerek. En basit bir örnekle, pencereden düşen kedinin yere çakıldıktan sonra capcanlı ayağa kalkması, bir silindir ya da kamyon tarafından ezilen farenin yamyassı olduktan sonra yeniden eski haline dönebilmesi, ya da kafasına yediği keser darbeleriyle sekiz parçaya bölünen  bir köpeğin toplanıp yine tek parçaya dönüşebilmesi görüntüsü, sizce üç yaşındaki bir çocuğa neyi anlatmaktadır?: Pencereden düşen, caddede ezilen, ya da kafasına bir balta yiyen, asla ölmez!!..

Bu tür çok hata var. Bence içlerinde en önemlisi, gerek yazılı ve sözlü edebiyat, gerekse televizyon ve bilgisayar aracılığıyla çocuğu şiddetle çok erken tanıştıran kurgular... Burada “şiddet” derken, ölüm, cinayet, kavga gibi yaşamın içinde yer alan ve hayatın bir parçası olan olgulardan söz etmiyorum. Şiddet, bu olguların kendisinde değil, çocuğa aktarılış biçimindedir. Bir metinde “vuruldu ve öldü” denmesi ile, vurulurken yaşadığı korkunun betimlenmesi, vurulduğu andaki vücut reflekslerinin anlatımı, vurulmanın ardından can çekişmesinin inceden inceye aktarılması, parçalanan uzuvlarının nerelere fırladığının gözler önüne serilmesi, akan kanların nereleri nasıl boyadığının uzun uzun açıklanması, çocuk okurun yüreğinde aynı sıradan etkiyi yaratabilir mi? Bu tür metinler yazmaktan hoşlananlar, neden yetişkinler için eser vermek yerine ille çocuklara yazmak isterler, bunu hiç anlayamıyorum.

Bir kitaba eleştirel gözle baktığımızda - ister çocuk kitabı, ister yetişkinler için yazılmış bir kitap olsun - özde elbette aynı özellikleri inceleriz. Dil, kurgu, içerik (tema)... Ancak bence çocuk kitapları, biraz daha derin bir inceleme gerektiriyor;  metnin edebi değerinin yanısıra, pedagojik değerinin de araştırılması kaçınılmazdır.
Korkum, söylediklerimin tekdüze bir anlayışla algılanarak, ya da maksatlı olarak, yanlış sonuçlara götürülmesi. Bu nedenle, çocuk kitaplarında sözünü ettiğim pedagojik değerlerin “eğitsel ve didaktik” bir tavır olmadığını, çocuk kitaplarını asla pedagogların denetlemesi gerektiği gibi bir imada bulunmadığımı üzerine basarak belirtmek isterim. Bu büyük bir hata olur. Pedagojik formasyon yazarın içinde yoksa, dışardan müdahale ile ya da yardımla çocuk kitabı yazılmaz. Böyle örnekler yok değil. Kitaba bakıyorsunuz, içinde her şey var, olmayan yalnızca “ruh”!   O ruh, yazarlık ruhudur!



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.