En Yeni Kitaplarım

cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
koku_delisi-3
miymiy-teyze-5a
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
sozvermistinanne
sozvermistinbaba
tak_tak_tak-sans_geldi

Anadili Dergisi - 2000 - Sayfa: 3

Article Index
Anadili Dergisi - 2000
Sayfa: 2
Sayfa: 3
Sayfa: 4
Sayfa: 5
All Pages

 

15. sayınızda yayımlanan “Klasik Masallar ve Çocuklar” adlı yazımda (7), “Hansel ve Gratel” masalı ile “Küçük Claus” adlı masallara, bilinçli annelerden gelen tepkileri yansıtmıştım.  “Hansel ve Gratel” masalını ikibuçuk yaşındaki oğluna okuyan anne, cadının fırında nasıl yakıldığının, onun yanarken nasıl yanmış et kokusu çıkardığının anlatıldığı vahşet sahnelerinden söz ediyordu. Oğlunun masaldan çıkardığı ders, kötü birini öldürüp malını alabileceğiniz ve çok paranız varsa sizi ıssız bir ormanda terk eden üvey anneniz ve buna izin veren babanızla bile mutlu, mesut yaşayabileceğiniz idi.

“Küçük Claus” masalı ise, yüksek dozda yalancılık, yaşlılara zülum, cinayet, vahşet, hırs ve intikam nedeniyle, bu masalı dört yaşındaki kızına okuyan annenin tepkisini çekmişti: “Okuduğum adeta bir gerilim kitabıydı. İçinde defalarca ölümden, öldürmekten, boğmaktan, şeytandan, cesetten, büyücüden söz ediliyor. Yaşlı ninesinin kafasını baltayla koparan ve bir kese paraya ölüsünü başkalarına satan tipler...  Bu nasıl çocuk kitabıdır böyle?”

Çocuklarımızı, masalların büyüleyici hayal gücünün etkisi altına alarak, onlara dünyayı tanıtmak, hayatı anlatmak isterken, kötülüğe kötülükle, şiddete şiddetle karşılık vermeyi; yoksulluktan, ancak sahtekârlık ve dolandırıcılıkla kurtulunabileceğini öğretiyor; kısa yoldan köşe dönmenin erdemlerinden söz ediyoruz. (8)

Masallarda kadın kimliğinin “karı”, “üvey anne”, “cadı” olarak adlandırılması, üvey annelerin sürekli kötüyü temsil etmesi...

Kadınlar, masallarda bazen bir alışveriş malzemesi, bazen kötülüğün ve şiddetin kaynağı olarak ortaya çıkıyor. Anne sevgisine, anne duyarlılığına ve şefkatine en ihtiyaç duydukları yaşlarda çocukların karşısına çıkan bu kadın tipleri, çocuğun hayalindeki anne kimliğine ve bu imajın uzantısı olarak ilerde dişil cinsiyete yansıyacak olan sevgiyi ve saygıyı kökten sarsacak nitelikte.

“Üç Yalan” adlı masaldaki padişah, üç yalan söyleyecek kişiye, kızını armağan edeceğini ilan eder. Karşısına yoksul mu yoksul üstelik kel bir damat adayı çıkar. Damat adayı: “Öyle bir yalan söylemeliyim ki, padişah kızını bana vermek zorunda kalsın. Ya da hazineden yüklüce altın vermek zorunda kalsın.” (9) Bir padişah kızının bile söz hakkının olmadığına, kadın değerinin “ya kız ya altın farketmez” anlayışıyla ölçülebildiğine bakılacak olursa, masallardaki damat adaylarının niteliksizliğini de doğal karşılamak gerek.

Aslı bir Kıbrıs masalı olan,  Çengili Kalenin Mendilli Güzeli masalında bir kadın, gündüz kaleye aldığı erkekleri öldürüp kanlarını içer,  gece olunca da aşıkları ile gönül eğlendirir. Masaldaki küçük kardeş hançeri ile bu kadının boynunu keserek öldürür ve mallarını, eşyalarını alarak evine döner. Bu masaldaki kadın, erkeklere uyguladığı şiddete karşılık şiddetle cezalandırılır. Küçük kardeşin kadını öldürdükten sonra mallarını gasp ederek evine dönmesi de doğal karşılanır (10). Çocuklar için yayımlanan bu kitabın ve böyle bir konunun çocuklara uygun olduğunu nasıl söyleyebiliriz?

Masal kahramanları, yaptıkları iyilikler karşılığında,  sandık dolusu hazineler, kese kese altınların yanısıra, mutlaka armağan bir kız alırlar.  Üstelik bu kahramanlar genellikle, bıyıkları bile terlememiş 14-16 yaş arası gençlerdir. Zümrüdanka Kuşu adlı kitaptan bir alıntı:"Büyük veziroğlu! İlk çıkan kırmızı giysili kız senin kısmetin. Ortanca veziroğlu! İkinci çıkan sarı giysili kız da senin kısmetindir. Üçüncü yeşil giysili kız benimdir.”  Görüldüğü üzere, masaldaki kızlar, parmak hesabıyla paylaşılıverir. (11)

Kadınları parmak hesabıyla ya da ödül olarak alan gençlerin, eşlerine nasıl davrandığını ve böylece masalları okuyan ya da dinleyen çocuklara nasıl örnek olduğunu da Yeşil Kuş adlı masaldaki örnekle göstermek mümkün: Masalda, zengin bir adamın oğluyla padişahın kızı evlenirler. Evlendikleri gece, "Kocası eline geçirdiği bir sopa ile üzerine doğru geliyormuş. Kendisini korumak için odanın bir köşesine kaçmışsa da, delikanlı hemen arkasından yetişerek onu yakalamış, dövmeye başlamış. Tam kırk sopa vurarak zavallı kızı âdeta hasta etmiş. Bir gün böyle, iki gün böyle. Kırk gündür kız kocasından her gün kırk sopa yiyormuş."(12)

Dünya Güzeli masalında, kadına uygulanan şiddeti ve buna karşılık kadının tavrını görüyoruz : "Şehzade, gül çubuğunu kesiyor. Bakıyor ki sırma saçlı Dünya Güzeli, ay parçası gibi oturmuş gergef işliyor. Usulcacık yaklaşıyor şehzade, saçlarından yakaladığı gibi gül çubuğu ile dövmeye başlıyor." Dünya Güzeli'nin bu şiddet uygulamasına tepkisi ise gerçekten çok şaşırtıcı: Dünya Güzeli, şöyle der:"Yeter delikanlı. Canım sana feda olsun. Ben de senin gibi bir yiğit bekliyordum.”  (13)  Bu masalla çcuklara verilmek istenen ileti, kadınların dayak yemekten hoşlandığı ve dayakla yola getirilebileceği olmasın sakın?

Öte yanda, şiddete maruz kalan masal kadınları, hınçlarını kendilerinden zayıf olan çocuklardan çıkarırlar. Üvey çocuklarını yemeye kalkışırlar, büyü yaparak başka bir yaratığa çevirirler, öldürmeleri için adamlarını yollarlar, eziyet eder, evden kovar, ölümle tehdit ederler...

Bu masallardaki kötü kadın tipinin geçmişte hangi düşüncelerle yaratılmış olduğunu ben bilemem, ama günümüzde de bu tür masalların üç-dört yaşındaki çocuklara okunmasının ve hâlâ bu tür masalların yazılıyor olmasının nedeninin, çocukları korku ile sindirmeye yönelik olduğunu düşünüyorum. 

Keloğlan Masalları’ndaki “tembel”, “kurnaz” “korkak” “yalancı” kahramanın, bir çocuğun davranışlarında etkisi...

Bu konuya hiç değinmeyeceğinizden korkuyordum! “Keloğlan” tiplemesi, edebiyat tarihimize malolmuş bir tip. Kimse onu eleştirmenizi istemez. Bu masallar günümüzde de yetişkinlere sunuluyor olsa, yemin ederim sesimi bile çıkarmayacağım. Ama bir teki bile ayıklanmadan, tümü çocuklara yönlendiriliyor. Üstelik çok bol sayıda, eskilerin hatalarını tekrarlayan yenileri de yazılıyor.



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.