En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Cumhuriyet - Kitap Eki - 2000

Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki

2000

Çağdaş Çocuk Yazınımızda Bir Kilometre Taşı

röportaj: Can Göknil

 

Alo, merhaba Aytül! Tele-röportaj yapmak için aradım. Soruları her zaman sen sorarsın. Bir değişiklik yapalım, ben sana sorayım... İzmir Amerikan Kız Koleji'nden mezun olduktan sonra Hayat Mecmuası, Elele gibi yayınlarda çalıştın, Ayna ve Gezinti dergilerine de sürekli köşe yazdın. Yazı yazmaya "büyükler"le mi başladın?

Evet, öyle oldu. Çocukluğumdan beri ya şair ya yazar olmayı istemiştim. Bunu, 13 yaşımdayken hatıra defterime de yazmıştım. Anlayacağın, yazın hayatına yalnızca "yazı yazmak" adına başladım; başlangıçta hangi yaşa yazdığım pek de önemli değildi. Yazmak, yalnızca yazmak istiyordum.

Ancak ekonomik koşullar; önceleri beni farklı alanlarda çalışıp belli bir maaş almaya zorunlu kılıyordu. Bu yüzden, 1971'de kolejden mezun olduktan birkaç ay sonra bir işe girdim. Bilemezsin, ne kadar mutsuzdum. Yazmadan, yaratmadan gün geçirmenin sıkıcılığına dayanmak zordu. Sonunda düzenli bir maaş alabileceğim üç günlük yarı-zamanlı bir iş buldum ve haftanın kalan günlerinde, Hayat Mecmuası'nda çalışmaya başladım. Akşamları da evde çeviri yapıyordum. Böylece yazın hayatına başladığım 1973'ten bugüne kadar, her zaman iki-üç işte aynı anda çalıştım.

"Beni Bırakma Hayat" Bilgi Yayınevi'nden 1998 yılında çıktı. "Büyükler" için yazdığın başka kitaplar var mı?

Lise yıllarında, hayata dair pratik bilgileri derleyerek hazırladığım "Aklınızda Bulunsun" adlı bir dosyam vardı, ama kitaplaştırmadım. O yazılarım 1973-75 yıllarında Hayat Mecmuası'nda aynı başlıklı bir köşede, her hafta "tefrika" halinde yayımlandı. 1981 yılında "Kent Duygusu" adlı bir şiir kitabı yayımladım. Şimdilerde ise "Beni Bırakma Hayat" çizgisinde yeni bir öykü kitabı yazmaya çalışıyorum. Vakit bulursam bitecek! Söylemeye utanıyorum ama 1998'den beri iki yılda beş öykü yazabildim ancak!

1991-97 yılları arasında "Geceyi Sevmeyen Çocuk", "Canı Sıkılan Çocuk", "Masalları Arayan Çocuk" gibi çok sevilen masal kitapların çıktı. "Küçükler" için yazmayı neden seçtin?

Doğrusu "küçükler" için yazmayı ben seçmedim, buna "zorlandım" desek daha doğru olacak. Çocuklumdan beri kitap yazmak benim tek hayalimdi ve 1973 yılında dergilerde çalışarak çok sevdiğim yazın hayatıma başlangıç yapmıştım. Ama hem iş, hem ev hayatında çok zor ve sıkıntılı günlerim oldu; yenildiğimi, tükendiğimi düşündüm ve 1981'de bir daha hiç yazı yazmayacağıma dair kendime söz verdim. İnsanın çok sevdiği bir şeye sırt çevirmesi nasıl bir duygudur, şimdi düşünüyorum da, o yıllarda hayata ne denli kırılmış olduğumu anlıyorum. Yıllarca yazmadım. Bir arkadaşım hiç yılmadı, "Yaz! Kitap yaz!" diye bana baskı yaptı. O sıralarda evde çocuklarıma kitaplar okuyor, her akşam onlar için yeni yeni masallar yaratıyordum. Arkadaşımın dilinden kurtulmak için, "Masal yazsam olur mu?" diye sordum. "Olur!" dedi. "Ne yazarsan yaz, ama yaz!" dedi. Ben de yazdım... Bir daha duramadım!

Yazdığın bu ilk masal kitaplarını çocuklar resimlemişti, değil mi?

Evet, bunu özellikle istedim. Ben çocukluğumda fırsat açısından çok sıkıntı çektim. 13 yaşındayken hatıra defterime "Büyüdüğümde yazar ya da şair olmak istiyorum" diye yazmıştım ama, bunun nasıl olacağını bilmiyordum. Yol gösteren de yoktu. Çocuk yeteneklerin kendilerini yetişkinlere kabul ettirmeleri ve aynı fırsatlardan yararlanmaları çok zor. Bu geleneğe karşı gelmek istedim. Biraz da, masallarımı dinleyen çocukların hayallerinde nasıl imgeler canlanıyor, bunu merak ettim. Kitapları çocukların resimlemesi konusundaki çalışmalarım gerçekten zor ve zahmetli oldu ama sonuçtan çok memnunum.

Yanılmıyorsam 2-14 yaşlarındaki okurlara şimdiye kadar 70 kitap yazdın. Yetişkinler için ise yalnızca iki kitabın var... Çocuklar için kitap yazarken ilkelerin neler? Biraz anlatır mısın?

İlkem, bütün çocukları kendi çocuklarımmış gibi düşünmek, kendi çocuğum için istediğim her şeyi, başka çocuklar için de istemek... Hayatı seven, yaşam sevincini çevresine aktarabilen, duyguları paylaşabilen, içindeki değerleri dışa vurabilen ve başkalarının değerlerini ortaya çıkartabilmeleri için onlara destek olabilen, düşünen, hayal kuran, yaşadığını her gün her an duyumsayabilen bireyler olmalarını isterim... Bunu başarabilmeleri için kendilerini tanımaları, çevrelerini de duygularıyla görebilmeleri gerek. Kitaplarımda çocuklara bu değerleri özendirmeye çalışıyorum. Onlara gerçekten ulaşabilmek için de onların dilini kullanmak, onların gözüyle görebilmek gerek. Bunda pek zorlandığımı söyleyemem, çünkü ben zaten kendimi hep çocuk gibi hissederim. Hayatın içinde zaman zaman insanın elini kolunu bağlıyor ve başkaları tarafından küçük görülmek fırsatını veriyor olsa da, insanın kendisini çocuk hissetmesiyle utanması gerekmediğini öğrenmesi, büyük bir özgürlük aslında. Bu duyguyu böyle dar bir alanda anlatmaya çalışmak kolay değil, hissetmek gerek.

1995 yılında iki yazar arkadaşınızla birlikte Uçanbalık Yayınları'nı kurdunuz. Amacınız ne idi ve istediklerinize ulaşabildiniz mi? Türkiye'de çocuk kitabı yayıncılığını nasıl buluyorsun?

Ahret sorusu gibi sorular sordun Can! Ben sana kısa yanıtlar vereyim; bütünün yalnızca küçük bir ayrıntısı olsa da, belki
fikir verebilir.

Çocukluğumda astronot olmayı bile düşünmüş olabilirim ama doğrusu yayıncı olmayı ne çocukluğumda ne yetişkinliğimde asla düşünmemiştim. Bu da hayatımda zorunlu olarak sürüklenip sahiplenmek zorunda olduğum işlerden biri oldu. Yazar arkadaşlarım Aysel Gürmen ve Ayla Çınaroğlu ile Uçanbalık'ı kurmamız, aslında başka hiçbir çıkış yolumuz olmadığından... Düşünün, yayımlanan ve yayımlanacak birçok kitabınız var, ancak sizden beklenen, onları bağışlayıp, sonra da unutmanız... Kitaplar, sanatçının yaratısıdır, çocukları gibidir. Onlara "cami avlusuna bırakılacak bebek", ya da "bir kasa domates" gözüyle bakılması sanatçıyı yaralar.

Üçümüzün bir araya gelmekteki amacı, nitelikli kitaplar hazırlamak ve bunları çocuklara ulaştırabilmekti. Nitelikli kitap hazırlamada amacımıza ulaştık, dağıtım konusunda ise sorunlarımız var. O da şu sözünü ettiğim "domates kasası" kavramı yüzünden... Kitaplarımızı arayıp bulamayan çok sayıda okurumuzdan şikayet geliyor. Onların bize kolayca ulaşabilmelerini sağlamak için internette "www.ucanbalik.com.tr" web sayfası hazırlıyoruz. Türkiye de çocuk kitabı yayıncılığı, en zor mesleklerden biri. Ancak söyler misin, emekle, düşle yaratılan hangi sanat kolay ki bu ülkede?..

1972' den beri ortağı olduğun bir ticaret ve sanayi kurumunda çalışmaktasın. Ayrıca çocukların var. Gene de yazar ve çizer arkadaşlarına sürekli yardım ediyor, başkalarının da işlerinde ilerlemeleri için çaba harcıyorsun. Bütün bunlara nasıl yetişiyorsun?

Şunu hemen düzelteyim, şu anda ortağı olduğum kuruluşta 1972'de maaşlı eleman olarak çalışıyordum. Ortaklığım, dergilere gidip gelmeleri bırakıp kendimi tamamen bu işe yoğunlaştırdığım 1981 yılından sonra oldu. Bir yandan şirket işlerini sürdürürken, bir yandan kitap yazdım. Bu konuda iş arkadaşlarım bana çok destek oldular, zaman zaman benim işimi de üstlenerek kitap yazmam için gerekli zamanı bana armağan ettiler. Böylece, gecem gündüzüm, öykülerle, masallarla doldu.

Çocukken, okuduğum masallardaki iyilik perilerine çok özenirdim. Daha sonra, insanın iyilik yapması için elinde bir sihirli değnek olmasını beklemesi gerekmediğini fark ettim. Başkalarını düşünmek, insanın kişiliğinin bir parçası olabilir ancak; sahte bir çaba, hayatının geneline yansımaz, pek eğreti durur. Ben başkaları için elimden geldiği halde, bile bile bir şeyler yapmadığımı düşündüğüm gün, çok mutsuz olurum, uyuyamam. Empati sınırlarımın esnekliği, zaman zaman beni kendim adına zorlamıyor da değil. Ancak gülen bir yüzden yansıyan mutluluğun ışığı öyle yoğundur ki, insanın bütün hayatını aydınlatabilir. Ben bu ışığı aradım hep...

Geçtiğimiz günlerde 3 çizer arkadaşının ortak sergisini düzenleyebilmek için Ankara'ya gittin. Bu sanatçıları yayınevi olarak mı destekliyorsun yoksa yakın arkadaşların olarak mı? Biraz bilgi verir misin?

Yakın bir arkadaş olarak elbette! Uzun zamandır "Sergi aç, sergi aç!" diye Mustafa Delioğlu'nun kafasını ütülüyordum. Çok işi olduğunu, sergi ile uğraşamayacağını söyleyince, "Bütün düzenlemeleri ben yapacağım, sen yalnızca resim yap!" dedim. Arkadaşlar arası dayanışma, hayatta yalnız olmadığımızı, bu güzel dünyada güzel şeyler yaratmak için var olduğunuzu hissettiren çok insanî duygulardır. Bir zamanlar ben de böyle "Yaz!" diye desteklenmiştim, bunu hiç unutmadım. Sergi projesine Mustafa Delioğlu'nun sanatçı dostları Ender Dandul ve Feridun Oral da katıldılar. Bu çok değerli sanatçıların her biri, olağanüstü güzellikte desenleri ve üsluplarıyla ayrı ayrı kişisel sergi açabilecekken, bir araya gelerek sanat ortamında dostluk ve paylaşmanın önemini vurgulamaları, çok anlamlı oldu. İlk üçlü sergi İstanbulda, Beyoğlu Vakıflar Bankası Sanat Galerisi'nde. Sonraki sergiler, Aralık'ta Ankara Altanay Sanat Galerisi'nde ve Nisan 2001'de Ankara İş Bankası Sanat Galerisi'nde... Başka sergiler de olacak. Bu sevinci sanatçı arkadaşlarımla paylaşabilme fırsatı bulduğum için ne kadar gururlanıyorum, bilemezsin; sanki o güzel resimleri kendim yapıyormuşum gibi hissediyorum.

Kitaplarının hemen hemen hepsinin kapağında gökyüzü var. Gökyüzü sende bir takıntı mı yoksa?

Bunu ben de çok düşündüm. Sanırım takıntının içinde biraz da özlem var... Çocukluğumda, İzmir'in Karşıyaka'sında konu-komşu geceleri sahil keyfi yapardık. O zamanlar henüz Bostanlı sahili doldurulmamıştı. Karşıyaka'nın sonuna kadar gider, orada yere kilimler atar, otururduk. Büyükler aralarında konuşurken, ben sırt üstü uzanıp göğü seyrederdim. Saatlerce yıldızlara bakardım. Belki yıldızın birinden bir işaret gelir, bir uzaylı bana el sallar, bir peri kızı üzerime yıldızlar yağdırır diye...

Kitap yazmaya başlayınca, İzmir'in yasemin kokulu parlak gecelerini kapaklarımda yansıtmaya başladım. Gökyüzünün her halini severim aslında, bu yüzden geceden gündüze bir geçiş yaparak gökyüzünün her tonunu kullanmaya çalıştım. Kitaplarımdaki gökyüzünü gösteren zemin resimlerini ben yaptım. Masalların iç resimlerini yapan ressam arkadaşlarım da takıntımı bilirler, pencereden olsun, kenardan köşeden görünür olsun, ille de yıldızlı bir gece manzarası çizerler benim için... Ama takıntım bu kadarla bitse iyi! Kitaplarımda sevdiğim her şey olsun isterim; ille de hepsini her yere tıkıştırmaya çalışırım. Ağaçlar, uçan daireler, peri kızları, filler, zürafalar, çikolatalar, şekerler...

Bu kadar takıntılı olduğunu bilmiyordum...

Ben de bilmiyordum, öğreniyorum! Bir de renklere takıntım var. İçinde fosforlu bir ton olan ara renklere bayılırım. Renklerin hiçbirini geride bırakmaya kıyamam, hepsi her an yanımda olsun isterim. Bu yüzden evimin duvarlarında sevdiğim bütün renkleri kullandım: Mavi, turkuaz, yeşil, turuncu.. Başka odam kalmadığı için çingene pembesi ve moru kullanamadım, şimdi kendimi pembeye mahcup hissediyorum.

Çocuk edebiyatında olmak istediğin yere geldiğini düşünüyor musun?

Ulaştım derken bir de bakıyorum düşlerim benden çok ilerde... 2-4 yaş için kavramları öyküler içinde işlediğim 2 kitap, 3-7 yaş için 52 karton kapaklı masallar, bu 52 masaldan kimilerinin de yer aldığı, 3-10 yaş için 5 sert kapaklı (hard cover) masal kitabı, 6-9 yaş için "Matrak Canavarlar" dizisinden 3 kitap, Feridun Oral'la hazırladığımız bir süslü kedi öyküsü, buluğ çağı dönemi için "Kızım/Oğlum" serisinden 4 öykü kitabı... Ayrıca müzikli piyesler, İngilizce/Türkçe Atatürk Olmak adlı bir öykü kitabı, ve deprem bölgesindeki çocuklara armağan olarak hazırlayıp dağıttığım bir "kitap... Ekim'de yayımlanmasını planladığım, ilkgençlik dönemi için ilk romanım, "Süper Gazeteciler"... Kısacası, basım aşamasında olan romanı da sayarsak, 2-14 yaş çocuklar için 71 kitap hazırladım. Yine de, yapmak istediğim, ancak son zamanlarda çok yoğun çalışmalarım yüzünden bir türlü oturup yazamadığım birkaç kitap daha var çocuklar için tasarladığım. Bir de sözünü ettiğim ve iki yıldır zaman ayırıp da bitiremediğim, yetişkinler için ikinci öykü kitabım... Öğretmenler ve anne-babalar için de birkaç eğitim kitabı planlıyorum. Bunun, çocuklara kitap yazmak kadar önemli bir görev olduğunu düşünüyorum.

Nasıl kitaplar bunlar?

Kesin çizgileriyle ortaya çıkmadan kitapların sınırlarını çizersem, yazım özgürlüğümü kısıtlayabilir, hayal gücümü kendi önyargılarıma kurban ederim diye korkuyorum. 1999'da, Washington International University'de "eğitim" dalında üniversite ve master programına girdim. Bu çalışmalarımı tamamladığımda edindiğim bilgi birikimini çocuk eğitimine değer veren dostlarımla paylaşmayı umuyorum, özü bu.

Seni kutluyorum Aytül. Enerjin, sevecenliğin, hoşgörün ve yaratıcılığın her zaman devam etsin!

Teşekkürler!.. Tele-röportajlarda bazen röportajını yaptığım kişi son bir söz söylemek ister. Ben zaten herkesten çok konuştum ama yine de son bir şey söyleyeceğim. Cumhuriyet Kitap Eki'nde üçüncü yılını tamamlamak üzere olan çocuk kitapları sayfamızla, çocuk edebiyatında çok önemli bir görev yaptığımıza inanıyorum. Piyasadaki bütün çocuk kitapları elden geçiyor, yazarlar, çizerler arşivleniyor... Türkiye'nin her yerinden çocuklardan mektup yağıyor; kitap özetlerini, bulmaca çözümlerini, dileklerini, sorunlarını iletiyorlar; onlarla her konuda yazışıyoruz. Çocuk edebiyatına bu fırsatı tanıdığı için Sayın Turhan Günay'a burada teşekkür etmek isterim.


*Can Göknil tarafından yapılan bu söyleşi 21 eylül 2000 tarihli Cumhuriyet gazetesi Kitap ekinde yayımlandı.

 


+ 0
+ 0

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.