En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Ankara Kültür ve Sanat Rehberi - 2000

Article Index
Ankara Kültür ve Sanat Rehberi - 2000
Sayfa: 2
Sayfa: 3
Sayfa: 4
Sayfa: 5
All Pages

ANKARA Kültür ve Sanat REHBERİ

Ankara Üniversitesi TÖMER Dil Öğretim Merkezi

2000

röpörtaj: Pınar Göksan Aker

 

Geçmişle Hesaplaşan Öyküler ya da Beni Bırakma Hayat; Seni Seviyorum!

Söyleşimizin hemen başında şunu sormak istiyorum: Ayın Söyleşisi başlığı “Geçmişle Hesaplaşan Öyküler ya da Beni Bırakma Hayat; Seni Seviyorum!” sizce kitabı tanımlıyor mu?

 

Doğrusu bence en kapsamlısı, “Beni Bırakma Hayat: Seni Seviyorum”’dur. Çünkü geçmişle hesaplaşılırken, aslında yalnız geçmişin değil, yaşanan ve yaşanacak günlerin de hesabı yapılır. Yani hesaplaşmaya girildiğinde bireyin tüm yaşamı bir bütünlük olarak sorgulanır. Haklısınız, bir bakıma hesaplaşmadır, Beni Bırakma Hayat… Ben, yaşamın en gölgeli haliyle bile, ne kadar güzel olduğunu, çünkü aydınlıkla değiştirilebileceğini göstermek istedim. Hayattan bıkan, yaşamının şartlarını sevmeyen, hatta ölmeyi yeğleyenler var, üstelik bu duyguları hayat sürecinde hepimiz zaman zaman yaşamışızdır. Özellikle, hayatın kendisinde bir anlam bulamayan ya da karşılaştığı sorunlardan yılıp ölümü yeğleyen gençlerin intiharları benim içimi parçalar. Gizliden gizliye aslında bu konu üzerinde çok durduğumu belirtmek isterim. Çocuk edebiyatında da, ilkgençlik dönemine yazdığım eğlenceli öykülerle (Kızım Ben Çocukken/Oğlum Ben Çocukken/Kızım Nerdesin/Oğlum Nerdesin), hem bu dönemi yaşayan gençlere (10-14), hem de buluğ çağına girmiş bir gençle yaşayan anne babaya, ergenlik sorunlarına sıkıntıyla değil de, neşeli bir gözle bakıldığında, aslında çok “matrak” bir dönem olarak da geçebileceğini vurgulamaya çalıştım. Amacım, öyle ya da böyle yeryüzündeki tüm insanların aynı sorunları yaşadığına, ama yaşama sarılış gücündeki farkın, her bireyin soruna bakış açısıyla ilgili olduğuna işaret etmekti.

Evet, bu görüş Beni Bırakma Hayat’taki öykülerin tümüne yayılmış görünüyor.

Yaşamla ilgili tüm sihir, aslında bizim kendi içimizde. Bu sihri ne kadar erken  keşfedersek, hayatı ele alışımız, hayata bakışımız, hayatı yorumlayışımız ve başkalarının hayatıyla da ilgili verici, yaşatıcı, yüreklendirici olabilmemiz de o kadar erken gelişir. Mutluluğun bizim dışımızda değil de, içimizdeki bu gelişmeyle ilgili olduğunu keşfettiğimizde de, hayatın  katlanılmayacak bir yük olduğunu düşünmek artık olası değil...

İşte bu keşif gezisidir, “hesaplaşma”. Geçmişe dönersiniz, kendinizi sorgularsınız. Geleceğe bakıp yine sorgulamalarınızı sürdürürsünüz. Ve yaşadığınız andaki duygularınızın, geçmişin hesabı ve geleceğin beklentisiyle uyum sağlayıp sağlamadığını, sizi mutlu edip etmediğini düşünürsünüz. Hesaplaşma budur.

Eğer bilanto tutmuyorsa, derhal düzeltmek gerekir! Bu değişime dayanıklı olmak için de, içimizdeki sihirden yararlanırız.

Benim, Beni Bırakma Hayat adlı kitaptaki hesaplaşmamda gecikmişlik öğesi, aslında bu gecikmişliktir. Yani sihire ulaşma, ona dokunma ve kullanabilme! Ama kitapta da görüldüğü gibi, gecikmenin vurgulanmasındaki gerçek neden yakınma değil, gecikilse bile değişimin mümkün olduğunun, vazgeçilmemesi gerektiğinin iletisidir.

Kitabın, geçmişle hesaplaşmalarının ürünü olduğu sonucuna ulaştırmış oldunuz bizi…

Az önce tam da bu konuya girmiştim. Öykülerde bugünleri yarına erteleyen ve kaçırdığı yılların ayrımına geç varan bir kahraman var. Geç, çünkü çözümler hep gözünün önündeydi, ancak onlara ulaşacak kişinin kendisi olduğunun ayrımında değildi.

Yani gecikme, çözümleri bulmada değil! Çözümler hep orada, tam karşımızda, hemen yanımızda, hatta kucağımızda! Bizim onları kullanmadaki kararımızdır bizi geciktiren. Sanırız ki bizim hayatımızla ilgili doğruları, bizi sevdiğine inandığımız bir başkası getirip bize sunacak. İşte hatamız burada oluyor. Böylece kendi içimizdeki sihrin keşfini erteleyip duruyoruz.

Böyle bir sunu bekleyenleri düş kırıklığına uğratan, çoğu kez kendisine çözüm getirmesini beklediği kişinin de aslında başkasından çözümler bekleyen biri olduğunun fark edilmesidir. Ya da daha da traji-komiği, çözüm sunmama, kendi sorunlarının çözümü olduğu için, çözüm sunusu bekleyenin hayat boyu oyalanmaya çalışılmasıdır.

Sonuç kendi çıkarlarına uymayacağı halde, bir başkası için doğru olanı götürüp o kişiye sunacak insanlar var mıdır? Ben var olduğunu biliyorum, bu da umut vericidir; bence onlar içlerindeki sihri keşfetmiş olan özel insanlardır. Onların önünde saygıyla eğiliyorum.

Öyküler, birbiri içine giren kurgusuyla tek bir kadın kahramanın farklı yaş dilimleri çerçevesinde gelişiyor gibi görünüyor. Bir başka açıdan bakıldığında ise farklı yaş kesitlerindeki birden fazla kadını görmek mümkün satırlarda… Bu, okuyucuya yansıyan… Sizin anlattığınız tek bir kahraman mıydı; birden fazla kahraman mı?

Dikkatli bir okurun bunu gözden kaçırmayacağını bilmem gerekirdi! Hatta, araya bambaşka bir kadın tipi ile ilgili bir öykü de sokuşturmuş olmama rağmen (Bir Peri Masalı), bağlantıların dikkatli gözler tarafından kolayca  kurulacağını tahmin etmeliydim!! Hele kitap sizin gibi 2-3 kez okunduğunda, aslında neredeyse bir roman kahramanının hayatına, çeşitli zamanlarda dalışlar yapılarak incelendiği fark edilebilir. Bu dalışlarda bakışlarımız, gerek farklı zaman dilimine, gerekse kahramanın farklı bir özelliğine çarpıp durur ve tam da orayı her biri birbirinden farklı kurgular içinde sorgular.

Benim yerimde bir başka yazar olsa belki bir roman yazardı. Ama ben roman yazabilecek sabırda bulamadım kendimi. Zamanım, yılların birikimini barındıran bir gardrop gibi. Her rafı, her çekmecesi tıka basa  dolu. Yapmak istediğim, araya sığıştırdığım, bitti derken yenisine yer açtığım sürüyle iş... Bu yoğun ve karmaşık tempoda, tuttuğum iplerin ucunu yitirmeden, birbirine dolaştırmadan işlerimi sürdürmek zorundayım.

Romana yoğunlaşıp günlerce, aylarca, yıllarca yazmak... Hoş, işin komik tarafı ben Beni Bırakma Hayat’ı da iki yılda yazdım ve bir yıl da düzeltmelerini yaparak, üç yılda ortaya çıkardım! Kendimi kandırmayayım. Galiba roman yazmak istemedim. Roman kahramanı olursa biraz abartılı bir kadın olabilirdi. Kahramanın özelliklerini parçalara ayırarak, her birinden ayrı bir öykü içinde yararlandım. Böylece, yararlanabileceğim daha birçok özelliği de, yeni bir kitaba ayırdım! 

Bu bir roman değil öykü kitabı olduğuna göre, her bir öykünün ayrı bir kahramanı olduğundan hareketle ben yine bundan sonraki sorularımda “kahramanlar” ifadesini kullanacağım. Kahramanlarınızın ortak noktaları, yaşamdaki gecikmişlikleri ve çaresizliklerine karşın yaşama var güçleriyle asılmaları. Kendi iç dünyalarında fırtınalar kopsa da, dışarıya, dingin bir görüntü vermeleri… Sessiz ama güçlü… Ne dersiniz? 

Ben tipik bir kadın portresi çizdim. Dediğiniz gibi “Kadınlar, iç dünyalarında fırtınalar da kopsa, dışarıya dingin bir görüntü verirler”, bu doğru.

Kadının, bir aile çatısı içinde önce baba, sonra da koca tarafından idare edilmesinin uygun görüldüğü bir sistem içindeyiz. Kadını, en küçük duygusal olay karşısında ağlayan, duygusallığı yüzünden doğru karar veremeyen, para işlerinden anlamayan, naif, zayıf, biraz da zavallı yaratıklar olarak algılamaya alışmışız. Bu, kadının genel çerçeve içinde şartlanmış bakış açısıyla gördüğümüz hali.

Oysa biraz düşünecek olursak, başımız sıkıştığında koştuğumuz tek kucak, anne kucağıdır. Daha bebeklikten başlayarak “anne” diye ağlar, büyürken sorunlarımızı annemize açar, en dar anımızda annemize sığınırız. Koskoca bir adam bile canı yandığında, “annee!” diye bağırır! 

Kadınların yaşamdaki gecikmişlikleri ve çaresizliklerine karşın yaşama daha bir güçle asılmalarındaki önemli bir neden, kadının hayat  veren olmasıdır. Kadın, hayatın değerini bilir. Her baktığı canlıda, kızından ya da oğlundan bir iz bulur. Sever, esirger, korur...



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.