En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Ebe Sobe Dergisi

Nisan 2003, sayı 18 s.5

 

Çiçeklerim

       Okulumu her hatırladığımda, irili ufaklı papatyalar, neşe kaynağı siklamenler, renk ustası dağ laleleri, o canım mor menekşeler, perilerden çiçeğe dönüşmüş yaseminler gelir aklıma. Erik ağaçlarının beyaz çiçekleri uçuşur hayalimde... Küçük bir çocuk gibi heyecanlanırım. 

       Gözlerim nasıl da üzerinde olurdu o erik çiçeklerinin... Taç yapraklarını döküp de, ham erikler şekillenmeye başlar başlamaz, bunu kendime bir davet olarak algılar, bir maymun çevikliği ve panter sessizliğiyle, ağaçlara tırmanırdım gizlice. Şimdi yalvarsalar bir tanesini bile ağzıma koymayacağım henüz çekirdeği bile olgunlaşmamış o koruk tadındaki erikleri, ceplerime tıka basa doldurup sınıfa dönerdim.

       Her bahar Nisan başlarında sınıfa geç girmem bu yüzdendi. Arkadaşlarıma ilk eriği ben götürmek isterdim. Öğretmen ders anlatırken, cepten çıkan cılız erikler elden ele geçerek sınıfa dağılırdı.

       Hangi ağacın dibinde yine mor menekşeler bitecek, siklamenler bahçenin hangi köşesinde açacak, ilk papatya nerdedir, bunları bilirdim de, dağ laleleriyle nedense köşe kapmaca oynardık. Onların ne zaman, nerede karşıma çıkacağını, hangi renkleriyle bana sürpriz yapacağını bilemez; bahçenin en kuytu köşelerine uzanır, duvar kenarında, ağaç diplerinde, onları arardım.

       Yıllar, çok yıllar sonra bir gün okuluma eski bir mezun olarak geri döndüm. Menekşeleri aradım önce. Yoktular. Siklamenler benden kaçıyor olabilirler miydi? Dağ laleleri anlaşılan okul bahçesinden çoktan taşınmışlardı. Yaseminlerin kokusu olmayınca iz süremedim. Yalnızca üç beş papatya kalmıştı sağda solda...

       Bahçede çok sevdiğim gizli bir köşem vardı. Yaprak dökmeyen bir sarmaşıkla sarılmış üç ağaç... Sarmaşıkları aralar, ağaçların arasına dalardım. O üç ağacın yanında, bir ağaç da ben olurdum. Öylecene oturup, ne düşünceler üretirdik birlikte; ne hayaller kurar, ne şiirler yazardık.

       Çiçekler  kaybolmuştu ama ağaçlarım beni bekliyor olabilirler miydi? Çok aradım. Ne ağaçlardan, ne de yeri göğü kaplayan sarmaşıktan haber vardı. Erikleri sordum, hatırlayan yoktu.

       Güzel çiçeklerim... Sevgili ağaçlarım... Kimi tenis sahasının, kimi yeni bir dersliğin, kimi spor salonunun altında bir yerlerde, güneşe açılacak yolu bulmaya çalışıyordu. Okul büyümüş, genişlemiş, yeni öğrencilerin gereksinimleri için yeni binalar yapılmıştı.

       Üzülmüş olabilirim, ama pes ettiğimi düşünenler yanılır. Değişimin önüne geçmek elbette olanaksızdı. Çiçeklerim,  ağaçlarım, betonla örtülmüş olsa da ben onları yaşatabilirdim.

       Önce yasemin ektim balkondaki teneke saksıya. Apartmanın bahçesine menekşeler, siklamenler serpiştirdim. Kuşlarla anlaşmıştık, papatyaları onlar getiriyordu zaten. Çocukların yiyip attığı erik çekirdeği zarif bir erik ağacına dönüştü kısa zamanda.

Çiçeklerle bakışıyoruz yine. Ağaçlarla konuşuyoruz. Yazık ki artık tırmanamıyorum ağaçlara... Değişime karşı değilim dedim ama bu kadarı da fazla değil mi?


+ 1
+ 0

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.