En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Aydın A-Aktüel Dergisi - 2011

Article Index
Aydın A-Aktüel Dergisi - 2011
Sayfa: 2
All Pages

Aydın, A-Aktüel dergisi

2011 

röportaj: Seviye Merih

 

Sevgili Aytül Akal, çocuk yazını deyince tartışmasız akla ilk gelen isimlerdensiniz. Yıllardır çocuklar için birbirinden nitelikli ürünler vermektesiniz. Bu ayrıcalıklı konumu sürdürebilmek, onlarla doğru iletişimi yakalayabilmek için bir yanınızın çocuk kalması ve empati gerekiyor sanırım. Çocukların bunca sevdiği bir yazar olmak başka nelere bağlı acaba?

Çocuk yazını, itiraf etmeliyim ki, kendimi tamamen rastlantısal olarak içinde bulduğum bir alan. Evet, “Büyüyünce yazar ya da şair olma” hayalim, tutkulu bir aşk gibi çocuklugümdan beri hep yüreğimdeydi, ama büyüyüp de “çocuklar” için yazmak... İşte bu, aklımın ucundan bile geçmezdi...

Bir gün kitap yazacaktım, bunu biliyordum; ama ne yazacağımı bulmak... En zor süreç buydu benim için! 1973’te Hayat Mecmuası, daha sonra 1976’da Elele Dergisinde yazmaya başladığımda, konularım tamamen yetişkinlere yönelikti. 1982’de şiirlerimi topladığım ilk kitabım “Kent Duygusu” yayımlandı.

1988-89’da kendi çocuklarıma masallar anlatmaya başlamıştım. Bu masalları daktiloya çekip oradan okumanın, anlatmaktan daha kolay olacağını düşündüm. O kadar çok masal vardı ki... Onları başlıklarına göre alfabetik sıraya dizip kucağıma koyduğumda... Birden onların yıllardır yazmayı beklediğim kitaplar olduğu kafama dank etti.  Şaşkındım... Çocuklar için yazmak... Neden olmasın?

Masallarım ilk kez 1990’da Günaydın gazetesinin Sobe adlı hafta sonu ekinde yayımlanmaya başladı. Bir yıl sonra ilk masal kitabım “Geceyi Sevmeyen Çocuk”la birlikte, çocukların renkli dünyasına dalıverdim. Oradan çıkmak mı? Asla!

İyi bir yazar olabilmenin gerektirdiği özelliklere sahip olduğumu biliyorum, ama bence yetenekten de önemli olan baş koşul, anadilidir.  Baştan aşağıya yazarlık yetenekleriyle donanmış da olsanız, eğer anadiline hakim değilseniz, yazın alanında başarılı olmanız olası değil. Ben, dilimi etkin kullanma başarımı Türkçe öğretmenlerime borçlu olduğumu biliyorum.  Onları her zaman sevgiyle ve minnetle anıyorum. 

Çocukken yapmaktan hoşlandığınız şeyler nelerdi? İlk okuduğunuz kitabı hatırlıyor musunuz ya da sizi en çok etkilemiş olan yazarı/kitabı?

Çocukken hoşlandığım şeyleri yapabilsem, çikolata, şeker, dondurma yerdim sabah akşam... Oysa minicik haftalığım ancak bir kerelik yarım simite yeterdi.

Ağaçlara tırmanmak, koşmak ve yaramazlık, işte çocukken hoşlandığım ve yapabildiğim şeyler...

Şiir, gizli tutkumdu.  Evet, gerçekten gizli gizli yazardım, çünkü evde şiir ve öykü gibi gereksiz şeylerle uğraşmam yasaktı! Büyüklerimin hemen kaşları çatılır, elimden kâğıdı, defteri çekip alır, yırtarlardı. “Ne demek şiir yazmak? Aşık mısın yoksa sen?”

Sanki şiir yazmak için ille aşık olmak gerekirdi...  Ama evet, doğruydu, aşıktım ben: Doğaya, insana, yaşama ve tabii yazmaya... Yılmadım, yazdım, yazdım, yazdım...

Şunu söylemeliyim ki, en az 50 yıl öncesinden söz ediyoruz ve o zamandan bugüne hatırlanacak kadar güzel basılmış kitaplar yoktu. Belki Andersen’den Masallar’dan söz edebilirim, mavi bez cilt kapaklı... Onda da, bazı masalları atlardım, beni üzdüğü için sevmezdim onları. Sevdiklerimi ise tekrar tekrar okurdum. Güzel kitaplarla karşılaşabildiğimde, artık 6. sınıfa gidiyordum ve o okulumun çok güzel bir kütüphanesi vardı.

Okul öncesi ve sonrası masal kitapları, öyküler, gençlik romanları… Yazınımıza sayamayacağımız kadar çok alanda emek verdiniz. Öte yandan çocuk şiirlerini de bambaşka bir tatta verimleyebiliyorsunuz. Mavisel Yener’le bu alandaki ortak kitaplarınız yenilik ve sürprizlerle dolu. Sayfaların ters-düz basımı, şiirlerin gülümseten tatlar bırakması gibi… Peki şiir mi öykü mü, şiir mi masal mı, şiir mi düz yazı mı desek?

Aşkolsun, matemetik sorusu sorsanız, yanıtlamak daha kolaydı! J)

Şiir benim ilk göz ağrım.  Şiirle doldurduğum defterlerimi saklarım hâlâ. Tabii evde büyüklerimden gizleyebilip bugüne taşıyabildiklerimden söz ediyorum...

Masal, ikinci göz ağrım.  Öteden beri severim masalları.  Çocuklarıma anlatırken, iyice aşık oldum.  Şiiri unuttum, kendimi “masal yazarı” olarak görmeye başladım.

Öykülere ve romanlara ise beni okurlarım sürükledi.  Hiç durmadan büyüyen ve “Masalları okuduk, bitirdik. Şimdi sizden ne okuyacağız?” diye karşıma dikilen talepkar okurlarım...

Şiiri unutmuştum.  Yüreğimde, belleğimde bir yerlerde çok uzun bir kış uykusundaymış meğer.  Mavisel Yener’in okumam için bana yolladığı ay şiirleri, yüzüme tatlı bir bahar esintisi gibi dokununca, birer birer uyandılar... 

Yener’le birlikte şiir yazmak çok eğlenceli. Her şiirleşmemizde farklı şeyler deniyoruz, gülüyoruz, oynuyoruz.

Çocuk yazını ile yetişkinlere yönelik yazının en belirleyici ayrımı ne/ler size göre?

Bence belirleyici tek ögeden fazlası var:  Dil, konu ve kurgu; hatta görsel sunum...  Bu ögelerden yalnızca birinin olması, metnin ya da kitabın çocuklara göreliğine karar verici olamaz, bence hepsi birarada, gerekli farkı yaratır.

Dilin ve konunun çocukların dünyasına yakınlığı, kurgunun netliği, görselliğin renkliliği ve hareketliliği, “İşte bu, çocuk kitabı!” dedirten ayrımdır.



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.