Başlıklar

En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Gaye İşler - 2006

İçerik - SÖYLEŞİLER
PrintEmail
Article Index
Gaye İşler - 2006
Sayfa: 2
All Pages

DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

BUCA EĞİTİM FAKÜLTESİ

OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ

Öğrencinin Adı Soyadı: Gaye İŞLER

Danışman: Feyyaz SAĞLAM 2006

 


AYTÜL AKAL HAKKINDA KİŞİSEL KRİTİĞİM:

    “Yazara ‘benimle röportaj yapar mısınız?’ diye mail göndereceğim zaman çok heyecanlanmıştım. Sonuçta yazara mail gönderecektim ve kullandığım kelimelere çok dikkat etmem gerekiyordu. Zar zor mailimi yazdım ve cevap bekliyordum. Karşımda nasıl bir insan olduğunu bilmiyordum. Sinirli olabilirdi, ters bir insan olabilirdi… Ama gelen maille o kadar rahatladım ki. Gelen cevapta içtenlik, samimiyet vardı. Sonraki maillerimde arkadaşıma saygı çerçevesinde yazıyormuşum gibi hissettim.

    Yazarın kitaplarını okurken elimden bırakamadım. Her gece 4-5 kitabını okudum. Kitaplarında kendimi buldum; çünkü konuları çok güncel. Resimleri konuyla bütünlük sağlıyor ve ayrı bir dünyaya sokuyor sizi. Şiirlerinde kafiye yoktu belki ama çok etkileyiciydi.

    Masallarını, öykülerini incelediğimiz zaman kullanılan dil, cümlelerin yapısı, kelimeleri, atasözleri, deyimler hepsi çocuğun yaşına uygun. Kitaplarının hepsinde konular çok güncel, çocukların, bizlerin karşılaştığı sorunlar; çikolatayı çok sevmeleri ve bu yüzden karşılaşılan problemler, kardeş kavgaları ve ortak bir çözüm arayışları… Uyku canavarı, şeker canavarı gibi kitapları var. Canavar dediğimiz zaman aklımıza korkunç bir hayvan gelir ama canavarın bu kadar sevimli olduğunu görmedim.

    Aytül Akal’ı kitap fuarına geldiğinde yüz yüze görme fırsatını yakaladım. Çocuklarla iletişiminin çok iyi olduğunu gözlemledim. Bir sürü çocuk yanına geldi ve hepsi ile ayrı ayrı ilgilendi. Bir ayrıntı çok hoşuma gitti. Panelinde koltuklar doluydu. Bir çocuk geldi. Yer olmadığından dolayı ayakta kaldı. Çocuğu sohbet esnasında gördü. Bu durum onun dikkatini çekmişti ve gözleriyle çocukla ilgilenilmesi için görevlilere işaret verdi. Bu durum da, onun çocuklar üzerine titrediğini gösterdi.

    Aytül Akal ile tanışmak bana çok farklı duygular hissettirdi; çünkü tanıştığım yazar geleceğimiz olan çocuklara yeterince değer veriyor ve onları önemsiyordu. Kısaca, yapmak için bir şey yapmıyordu. Yaptığı şeylerin yararlı olmasını hedef alan bir yazardı. Onunla tanıştığım için çok mutluyum. Bana kattığı şeylerden dolayı ona teşekkür ederim.:)”


 

Yazmaya nasıl başladınız?

Yazmaya başlamam ile, kitap yazmam arasında geçen çok uzun bir süre var. Yazmaya başlamam ilköğretim 3. sınıfa kadar uzanır (Babam Duymasın, “Teşekkür Ederim Öğretmenim” adlı öyküde, yazma serüveninin ilk tohumu nasıl atıldı sorusunun yanıtını bulabilirsiniz).  Ama kitap yazmaya başlamam… O, farklı tabi.  1982 yılında bir şiir kitabım çıktı yetişkinler için… İlk kitabım, oydu. 

Neden çocuk kitapları?

Bu soruyu ben de çok sordum kendime. İtiraf etmeliyim ki, çocuklar için yazmayı düşünerek başlamadım yazmaya.  Bir minicik düşünce dokunuşu olsun... Yo hayır, aklımda çocuklar yoktu... Yalnızca "yazmak" eylemi adınaydı her şey. Yazmaktan başka bir şey düşünemiyordum.

Yazar olacağımı çocukluktan beri biliyordum. Yazmak, benim mutluluğumdur, tutkumdur. Vazgeçmeye söz verdiğim, kendime yeminler ettiğim, ama yine onsuz olamayacağımı kabullenip, baş eğdiğimdir.

1982 yılında bir şiir kitabı yayımlamıştım, yetişkinler için. Bu kitabın sonrasında neredeyse on yılı aşkın süren suskunluğumun ardından, bir gün kucağımda onlarca masal buldum. Küçük oğlum için yazmıştım onları. Benden masal okumamı isteyen ama önerdiğim hiçbir kitabı sonuna kadar okutmayıp daha ilk sayfasında kulaklarını tıkayarak başka masal istediğini söyleyen, uyku uyumayan, yemek yemeyen, inatçı mı inatçı bir çocuğa... O zamanlar 2-3 yaşlarındaydı. Benden ısrarla masal istiyordu ama hiçbir kitabı okutturmuyordu. Sabrımın taştığı bir gün, "Peki ama sen hangi masalı istiyorsun? Söyle onu okuyayım," dedim. Sandım ki, kitapların arasından bir tanesini seçip bana okutturacak.

"Ben kertenkele masalı istiyorum!" dedi, kararlı ve kendinden emin.

"Küçük Kertenkele" masalını o gün anlattım. Ardından "Uyumak İstemeyen Zürafa"... O günden sonra nasıl bir masal istiyorsa, itiraz etmeden, hemen oracıkta yaratıp, bir yandan kurgularken, bir yandan anlatıyordum.

Daha sonra bu masalları daktilomda yazıya döktüm (1989 yılında elektrikli daktilolar bile yoktu! Mekanik daktiloda yazıyordum). Ve sonra... Kucağımda her akşam inatçı çocuğuma okunmayı bekleyen masalları buluverdim.

O masalları benimki gibi "kök söktüren" çocukları olan başka anne ve babalarla paylaşarak, onların hayatını kolaylaştırmak istedim. Ve şaşkınlıkla bir de baktım ki, artık çocuklar için yazmaya başlamışım...

Yazarlık benim seçimimdi, evet,  ama çocuk yazını...  Tamamen iradem dışında gelişti ve inanın beni de çok şaşırttı.

Konuları seçerek mi yazıyorsunuz? Her konu üzerine sizce çocuk kitabı yazılabilir mi?

Konuları seçmek? Eğer çocukları ilgilendiren bir konu mu değil mi diye kendi kendime bir değerlendirme yapmamdan söz ediyorsanız, o değerlendirme kendiliğinden içsel olarak gerçekleşen bir  şey.  Özel olarak bunu yazayım, bunu yazmayayım diye bir ayrım yapmıyorum.  Ayrıca, şimdilerde şunlar moda, çocuklara bunlardan söz edeyim diye özel bir seçimim de yok. 

Sorunuzun ikinci bölümü beni daha çok ilgilendiriyor.  Bence her konu üzerinde çocuklara kitap yazılabilir, ancak, neyin nereye kadar ve nasıl anlatılacağıdır önemli olan.  Öte yanda, “her konu” derken, yanlış anlaşılmasın. Çocuklar için öykü olabilecek bir konudan söz ediyorum. Aksi halde, çocukları ilgilendirmeyen, onların dünyasına ait olmayan konulara dalarak, çocukları ille de bunları okumaya zorlamanın ardında nasıl bir duygu yatar, bunu ben anlayamam da, anlatamam da.

Çocuklara her şey anlatılabilir; ancak çocukluk dünyasının değerleri ve çocuk algısı göz önüne alınarak anlatılabilir, yetişkin dünyasının değerleri ve algılarıyla değil…

Kitap yazarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Yazarken, hep çocuklar vardır yüreğimde.  Onların ne düşüneceğini, yazdığımı okurken neler hissedebileceğini tüm farklı boyutlarıyla hissetmeye çalışırım. Bilirsiniz, okurlar okuduklarıyla özdeşleşir çoğu kez…  Ben yazarken, okurun benimle özdeşleşmesini beklemem, aksine, ben her süzcüğümle, her cümlemle, kitabı okuyacak çocuklar gibi hissetmeye ve onlardan biriymişim gibi, yazarı ve yazdıklarını izlemeye koyulurum.

Arkadaş, aile ve okul ilişkilerinde sağlıklı iletişimin gerekliliğini içselleştirmelerini sağlayacak kurgular yaparım. Yapıtlarımla kurduğum çocuk dünyasının doğallığı, okurlarımın yalnızca çevreleriyle değil, kendi iç dünyalarıyla da iletişim kurabilmelerinin fırsatını yaratmalı ki, kendilerini anlayabilme ve geliştirebilme yolunda önemli adımlar atabilmelerinin cesaretini verebilsin.

Bu yüzden, her kitabımda, okurların iç dünyalarının loş odalarında gizlenen hazineleri erken yaşlarda keşfetmelerini sağlayacak, geleceğin zenginliğini cebinde değil yüreğinde araması gerektiğini onlara gösterebilecek bir ışığın peşinden giderim.

Zamanla ve kendi kendimle yarış içinde olurum…  Bir önce yaptığımı aşacak farklı bir kurgu, yepyeni bir keşif, olağanüstü bir tasarımın arayışındayımdır hep. Ve bu izi sürerken, bir ayağım yerde, bir ayağım göktedir. Okurları en eğlenceli uzay yolculuğunun ya da orman gezisinin ardından, evine ve kendi dünyalarına döndürmenin sorumluluğunu taşırım.

Piyasadaki çocuk kitapları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Her dileyenin çocuk kitabı yazarı olamayacağını, her yayıncının da çocuk kitapları basması gerekmediğini düşünüyorum…

Yazarlık özel bir yetenek gerektirir; çocuklara seslenebilmek ise, yeteneğin de ötesinde, çocuk dünyasının duyarlılığını ve renklerini içselleştirmiş bir yaşam anlayışı gerektirir.

Ve derim ki, günümüzde çocuk kitapları gökyüzünde giderek yükselen güneş, dağın tepesinden yuvarlanan bir taş, yükseklere uçan bir kuş, dolunaya dönüşmekte olan ay...

Anne-babalar çocukları için kitap seçerken sizce nelere dikkat etmeli?

Gerçek çocuk kitabı, yalnız çocukların değil, yetişkinlerin de zevkle okuyabildiği kitaplardır. Çoğu kez yetişkinler okumak istemedikleri kitapları çocuk formatına sokup çocukların önüne sürerler.  Yayıncılık, ticari bir alan, elbette rant sağlanıyorsa, bunu yapanlar çıkacaktır.

Ama gerçek çocuk kitabının ölçütü, çocuklar kadar, yetişkinlerin de kitabı zevk alarak okumalarıdır.

Bir çocuk kitabının nasıl olması gerektiği konusundaki ölçütleri madde madde ortaya koymak, aslında çok sayfalı bir kitabın içeriğini oluşturabilir; öylesine çok ayrıntılara uzanan bir konu...  Yine de, bir çocuk kitabı seçerken, bir tanesi bile olmazsa olmazlardan ilk aklıma gelenleri size sıralayıvereyim:

*Kitabın konusu, çocuğun dünyasına yakın olmalı

*Kurgusu ilginç olmalı

*Anlatımda kullanılan dil, dilbilgisi açısından hatasız olmalı

*Hatasız olan dilin, akıcılığı olmalı

*Kullanılan dil, çocuğun günlük kullandığı dile yakın olmalı, ancak argo sözcüklerden kaçınılmalı

*Çocuğun dünyasına henüz uzak olan kavramlar kullanılmamış olmalı

*Metinde soyut-somut karmaşası olmamalı

*Mantık hatalarına yer verilmemiş olmalı

*Resimlemedeki estetik değerler korunmuş olmalı

*Resim-metin bütünlüğüne dikkat edilmiş olmalı

*Resimler metinle bağlantılı olmalı, resmin anlattığı metin arka sayfada kalmamalı

*Çok özenli bir grafik tasarımı olmalı

*Seçilen punto, çocuğun okumayı öğrendiğinde rahatça okuyabileceği büyüklükte olmalı

*Seçilen puntonun karakteri tırnaklı, ya da okunması güç bir tür olmamalı

*Kitabın kağıdı parlak olup resmin üzerinde yansımalar yapmamalı

*Resim baskısının kalitesi yüksek olmalı, renk kaybı olmamalı

*Satır araları iki satırın birbirine karışmayacağı genişlikte olmalı, rahat okunabilmeli vb. vb. vb

Çocuk kitabı, sanatsal bir bütünlüktür.  Herkes bu bütünlüğe uymamakla birlikte, zaten herkes sanatçı da değildir. Hiçbir sanatçı, kriterlere/ölçütlere uyayım düşüncesiyle yola çıkmaz.  Tüm bu gerekli özellikler, zaten sanatçının yaratıcılığında vardır, olmalıdır.  Eğer yoksa, yarım yamalak işler çıkar ortaya; başarılı olup olmadığını da satış sayısı değil, “çok okunma” oranı belirler.

Yaşının, ilgisinin ve beklentisinin üzerinde kitaplarla karşılaşan ve bunları okumaya zorlanan çocukların kitap okuma alışkanlığı edinebilmesi olanaklı değil.  Çocuklar, nasıl ki minik ayakkabılarını giyip de başlıyor ilk adımlarını atmaya, kitapların da ancak onlara göre olanlarıyla başlayabilir edebiyat yolculuğuna...

Anne babalar üç sığ kitap almak yerine bir tek nitelikli kitap alırsa, çocuğuna neler kazandırabileceğini bilse keşke... Nitelikli kitabı seçmek o kadar da zor olmamalı!  Bir kez çocuğun dinlemekten ya da okumaktan zevk aldığı iyi bir kitaba ulaşılmışsa, o kitabın yazarı kimdir, yayıncısı kimdir diye takip edildiğinde, zaten çok sayıda nitelikli çocuk kitabına ulaşılabilir...



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.