Başlıklar

En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Merve Dinç - 2006

İçerik - SÖYLEŞİLER
PrintEmail
Article Index
Merve Dinç - 2006
Sayfa: 2
All Pages

ONDOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLİĞİ

3. SINIF ÇOCUK EDEBİYATI

MERVE DİNÇ, Feyyaz Sağlam Öğrencisi

2006

 

Öncelikle; neden çocuk edebiyatı?

Neden çocuk edebiyatı?  Gerçekten neden?  Hele ki ben çocukluğumdan beri yazmak için yanıp tutuşurken, hayata atılır atılmaz yazmak adına, yetişkinlere seslenen (Hayat, Elele) dergilerde çalışırken, nasıl oldu da  birden kendimi çocukların dünyasında buldum?

İtiraf etmeliyim ki, çocuklar için yazmak aklımda yoktu. Aklımın minik bir  köşesinde olsun... yoktu. Bunun çok hoş bir öyküsü var aslında. Eke koydum okumanız için. 

1) İlk eserinizi ne zaman oluşturdunuz ve hangi türdeydi?

İlk kitabım, “Kent Duygusu” adlı bir şiir kitabıydı.  1982 yılında yayımlanmıştı.  Yetişkinler içindi…  Zaten o zamanlar, önce Hayat Mecmuası daha sonra da Elele Dergisinde çalıştım, yani çocuklar için yazacağıma dair hiçbir ipucu yoktu hayatımda.

2) Hemen hemen her türde eserleriniz var. Neden sadece tek bir türü denemediniz?

Aslında öyle olacağını sanıyordum.  Yani masalları yazmaya başlayıp, Geceyi Sevmeyen Çocuk, Canı Sıkılan Çocuk başlığıyla onları ciltli kitaplar halinde yayımlamaya başladığımda, artık herkes beni “masal” yazarı olarak tanıyordu.  Ben de kendimi çocukların masalcı ablası olarak görüyordum.  Eh, o zamanlar tabii daha gençtim, abla olabilirdim. J 

Daha sonra bir öykü yazmıştım, “Anne Sen Çocukken” diye.  Kırmızıfare dergisinde yayımlandı.  Ağzı kapalı çuvalın bir ucunu aralamış giydim. Öyküler bekliyordu beni...

Karşı koydum önce.  Olamazdı, öykü yazamazdım. Karar vermem gerekiyordu.  Bir “masal yazarı” olarak mı tanınmayı sürdürmeliydim, yoksa içimden taşan farklı türdeki yazınsal yapıtları da ortaya koymalı mıydım?  Zor bir karardı. Oğlum Ben Çocukken ve Kızım Ben Çocukken başlıklı kitaplarda yayımladım o öyküleri.  Daha sonra okurlar kitapların devamını isteyince, Oğlum Nerdesin, Kızım Nerdesin adlı kitapları yazdım.

Şiirlere gelince… Şiir benim ilk göz ağrımdı. 1982’de Kent Duygusu adli şiir kitabım yayımlanmıştı; yetişkinler için...  Ama yaşama atıldığımda, tek tük yazıp bir kenara atıverdiklerimin dışında, şiir türünü neredeyse unutmuştum.  Şiiri bana yazar arkadaşım Mavisel Yener hatırlattı ve yeniden sevdirdi.  Onunla birlikte altı şiir kitabı yazdık… Hem de şiir alanında denenmemişleri cesurca deneyerek...

Romanlar ise okurların ısrarıyla yazıldı.  Birkaç oyunum da var.  Evet, epey farklı türler olmuş…  Hatta yetişkinler için de iki öykü kitabım var: Beni Bırakma Hayat ve İki Ucu Yolculuk.  Onları da yayımlayıp yayımlamamak konusunda çok sancılar yaşadım.  Ama sonuçta, “Yazıldıysa artık yazarın değil, okurlarındır,” mantığıyla Bilgi Yayınlarına ilettim dosyaları...

3) Hangi türdeki eserlerinizi daha başarılı buluyorsunuz?

Gerçekten söylemeli miyim? 

Size kendini beğenmişlik gibi gelebilir ama eğer 99 yapıtımın hepsini okursanız, o zaman “Hepsini” yanıtını verdiğimde, ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.  Eğer okunmamış kitabım varsa, fikir yürütmeniz elbet adil olmaz.  Ancak ben 99 kitabımın 99’unu da bildiğime göre, hepsini çok başarılı bulduğumu söylemekle kitaplara haksızlık yapmam.

Üstelik… Ille de yayımlamak zorunda değilim ki; başarılı bulmadığım türde bir kitabı neden yayımlayıp da, çocukların ve her yaştaki okurlarımın güvenini sarsayım?  Evet, yalnız çocuklar okumuyor benim çocuk kitaplarını, öğretmenler de, anne babalar da okuyor.  Onların güvenini sarsmak, bir yazar olarak utanmak ister miyim hiç?

4) Sizin için yazarlık mı daha önemli şairlik mi?

Buna yanıt vermek gerçekten zor, çünkü önemli olduğu için değil de, içimden ne geliyorsa onu yazıyor olduğum için, ikisi arasında bir tercih yapabilmem çok zor.  Ben, duygularımın ve ilhamın peşinden sürükleniyorum; beni nereye götürürse.  Kimi kez bir masal, kimi kez, öykü, ya da şiir…  Benim için hayatımda çocuklarımdan sonra en önemli şey, “yazmak”tır.  Ne olursa…  İşte bakın, bu zor sorulara yanıt verirken bile eğleniyorum… Yazmak  benim tutkumdur.  Zaman zaman kızıp bırakmak istediğim, ama bir türlü vazgeçemediğimdir...

5) Çocukların anlayacağı dilden yazmak, onların seviyelerine inmek zor oluyor mu?

Çocukların seviyelerine inmek mi!  Bilseniz ki ben asıl, yetişkinlerin seviyesine çıkmak için debeleniyorum yıllardır…

Ben bir çocuk kitabı yazarıyım. Çocuklar için yazarken eğleniyorum; hiç zorlanmıyorum ve bana çok kolay geliyor. Benim dilim bu, kendi dilimi kullanıyorum.  Dünyadan beklentim ve paylaşmak istediklerim...  Çocukların dünyalarından hiç farklı değil. Bu nedenle olsa gerek, asıl yetişkinlere seslenmekte güçlük çekiyorum.

6) Türk ve Dünya edebiyatından kimleri okumayı tercih ediyorsunuz?

Türk yazarlar arasında Ayla Kutlu ve Pınar Kür, yetişkin türü kitaplarda sevdiğim yazarlardır.  Dünya edebiyatından ise… Galiba en çok Jostein Gaarder’i okudum.  Ama örneğin Tom Robbins’in Parfümün Dansı adlı kitabı çok beğenirim de, yazarın öteki kitaplarını sevmem. Haaa, bir de Irvin Yalom var severek okuduğum… 

Belki birkaç yazar daha vardır, şimdi hatırlayamadığım. 

7) Birçok ödülünüz var. Tabi ki hepsinin sizde ayrı bir yeri vardır ama; sizde farklı bir yeri olan ödülünüz var mı? Neden?

Yok, aslında fazla bir ödülüm yok.  Bana sorarsanız hiç yok.  Kültür Bakanlığının Eflatun Cem Güney yarışmasında okul öncesi dönemi için yarışma vardı, aklımın ucundan geçmemişti katılmak, çünkü uygun bir öyküm yoktu, olanlar da zaten yayımlanmıştı,.  Arkadaşım çok ısrar etti katılmam için. “Düğmeci Osman” diye bir öyküm vardı, o öyküyü çok renkli bulduğunu, ona bakıp okul öncesi için renkli bir kitap yaratabileceğimi söyledi.  Ben de öyle yaptım.  Aynı gün içinde öyküyü oluşturdum. Ama resimleri zar zor yetişti, yarışma süresinin neredeyse sonu gelmek üzereydi…

Daha sonra bir kez daha bir yarışmaya katıldım.  Ama seçici kuruldakilerin konuştukları kulağıma geldi.  Benim nasılsa tanındığım ve ödüle gereksinim duymayacağım, bu yüzden tanınmamış bir yazara fırsat vermelerinin daha doğru olduğu...  Hiç adil değildi ama bu son oldu; bir daha yarışmaya katılmadım.  Anladım ki, yarışmalara katılamadan, yarışmalara katılacak süreci çoktan aşmışım…  Zaten sonrasında sürekli seçici kurulda yer aldığımdan, yarışmaya katılmak gibi bir fırsatım da olmuyor.

Hoş, fırsat olsa da katılmam ya…  Çünkü ben zaten ödülümü her gün tekrar tekrar alıyorum: Çocuklardan, öğretmenlerden, okul müdürlerinden, anne babalardan gelen mektuplarla...  O mektuplarda yazanlar, hiçbir ödülle karşılaştırılamaz. Dilerseniz, daha bugun gelen bir mesaji ileteyim size.

Bugünkü örnek mesaj:

Date: Fri, 1 Dec 2006 08:51:56 +0200

From: "DENIZ .......gmail.com>

To: "Aytul AKAL" < CLOAKING >

Subject: eski bir okurunuz diyelim:)

Merhabalar Aytul Hanım

Önce emin olamadım o siz misiniz diye çocuğum ilköğretimde mail grubunda. Sitenizi ziyaret edince gördüm ki şimdi ilkokul 3. sınıfa giden kızımı büyüttüğüm o kitapların yazarı sizmişsiniz. Hala saklarız tüm kitaplarımızı şimdi 1 yaşında olan erkek kardeşi için. Ve de hala ara ara okur, geçmişi yad ederiz:) Kızıma terlik giymekten tutun da anne babanın yatağında yatmamamız gerektiğine kadar o kadar çok doğruyu öğretmemde yardımcı oldunuz ki ne kadar teşekkür etsem azdır.

İyi ki yazdınız

Biz de iyi ki sizi okuduk

Her gece kitaplarınızı ezberleyen anne Deniz ve kızı Su:)



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.