Başlıklar

En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Meryem Pehlivan - 2006

İçerik - SÖYLEŞİLER
PrintEmail

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi

Meryem Pehlivan

Okul Öncesi Öğretmenliği 3. Sınıf 

 

 

Masallarda yer alan olağanüstü varlık ve olayların çocukların hayal güçlerinin gelişimine önemli katkılarının oldugunu biliyoruz. Sizce bunların zararlı yönleri de var mıdır?

Ben şu düşünceye karşıyım: Biz yazarlar, anne babalar, ya da öğretmenler, kısacası “biz yetişkinler”, herhangi bir becerimizle, çocukların hayal güçlerinin gelişimine katkı veriyoruz... Hayır, bence bu doğru değil...

Çocukların hayal gücü zaten öylesine zengindir ki... Onlar değil mi, kuş kanadında, bulut üstünde dünyanın her yerine uçabilen?  Onlar değil mi, hayali arkadaşlarla konuşan ve kendilerine yepyeni bir dünya yaratan? Olmayanı var kılan, cansızı dirilten...  Yetişkinler hangi gerekçeyle, çocuğun hayal gücünün zengin renkleriyle kendi renklerini eş tutabilir ki?

Biz sanatçıların yaptığı, çocuklardaki zengin hayal gücünü destekleyerek hep canlı tutmaya çalışmaktır aslında.  Yoksa hayal gücü olmayan çocuklara hayal gücü dağıtılması söz konusu olamaz; bugüne kadar böyle yanlış bir iddiayla çocukların düş güçleri küçümseniyor olsa da...

Masallarda olağanüstü varlıkların ve olayların kullanılması, çocukların hayal gücünü pekiştirir, onların dünyalarında (hayal dünyalarında) zaten var olan gerçeklerle örtüştüğü için, çocukların ilgisini çekmek bağlamında da işe yarar.  Çocuklar, kendi dünyalarına yakın, beklenti ve düşleriyle örtüşebilen metinlerden hoşlanır. Doktor beklerken hastahane kuyruğunda ölen bir hasta için üzülemezler, böyle bir konudaki öyküyü dinlemezler bile, ama karlı bir günde soğuktan donan bir serçenin iyi kalpli bir peri tarafından canlandırılması, onların heyecanla dinleyeceği bir masal olabilir.

Olağanüstü karakterler ve olaylar, onların düş dünyasında zaten vardır; ancak bu karakterlerin korkutucu olması, olayların şiddet ve hatta vahşet verici boyutlara ulaşması, çocuklara zarar verir; ruhlarını incitir.  Dışardan bakıldığında fark edilmese de, o incinişi yaşam boyu yüreklerinde taşıyabilirler.  Bu tür masalların çocuklar için olmadığını düşünüyorum.  O masallar yetişkinler için yazılmıştır, ancak zamanla “masal” türü çocuklara yakıştırıldığından, masal adına ne varsa hepsi çocuk edebiyatına devredilmiştir. 

Halk masalları ile sanat masalları arasında hangisinin çocuklar için daha yararlı olduğuna dair farklı görüşler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz

Herhalde tür içinde teknik bir ayrım bu, söylediğiniz.  Yani halk masalları ile kastedilen nedir, -ki onların arasında da çocuklara göre olanlar var, olmayanlar var- tam olarak anlamam gerek.  Sanat masalıyla da kastedilen nedir, anlamalıyım. Örnekleyebilir misiniz?  Bu ayrımı anlamadan, bu soruya bir yanıt vermem olanaksız.

Örneğin, benim masallarımı hangi kategoriye sokuyorsunuz?  Halk masalı değil herhalde.  Ama sanat masalı da değiller.  O zaman nedir?

Ayrıca, bir soru daha soracağım: Çocuklara “daha yararlı” derken, çocukların hangi alanlarda masallardan yararlanacağıyla ilgileniyorsunuz?  Toplumsal gelişimiyle ilgili yarar mı?  Kişilik gelişimi mi?  Dil gelişimi mi?

Kişilik gelişimine katkı verebilecek bir masal, kötü bir dille anlatılmışsa, ana diline zarar verecektir. Bunun örnekleri çok sayıda, piyasada...  O zaman, o masalın hangi yararından ya da zararından söz edeceğiz? 

Harry Potter, Narnia Günlükleri,Yüzüklerin Efendisi vb.romanların çizgi filmleri sinemalarda büyük ilgi görüyor. Bunun masallara etkilerinin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu da benim alanım dışında bir konu...  Üstelik yine bir soru yönelteceğim size: Siz bu romanların masal olduğunu düşünüyorsanız eğer, bunlar halk masalı mı, sanat masalı mı?

Narnia Gunlukleri filmini izlemedim ama bu filmle ilgili cok ağır eleştiriler yapılıyor. Çocuklara yanlış kavramların aktarıldığını, değerlerin değiştirildiğini söylüyorlar.  Kısacası, filmin, aslında çocuklara uygun olmadığını belirtiyor çocuk gelişimiyle ilgili uzmanlar. Ben filmi görmediğim için yorum yapamayacağım.

Bazi klasik masallarda korku, tembellik, kadercilik vb. unsurlar nedeniyle masallara çeşitli eleştiriler yapılıyor. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Çocuk kitaplarında bulunması gereken özelliklerin neler olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bu, aslında yanıtlaması çok uzun bir soru. Yanı bir çocuk kitabının nasıl olması gerektiği konusunda, dev bir kitap yazılabilir rahatlıkla...

Çocuk kitabında, birden fazla özelliğin birarada bulunması gerekir. Yani bir tanesi olmazsa, olmazlardan...

En başta ben eleştiriyorum!  Bazı masalların çok da zararlı olduğunu söylüyorum.  2000’de Ankara Üniversitesinde bir bildiri sunmuştum, masallardaki şiddet ve yanlış kavramlar üzerine.  Daha sonra Anadolu Üniversitesinde çocuk kitaplarında Şiddet konulu bir  konferans verdim.  Yine, Osmangazi Üniversitesindeki bir sempozyumda, masallardaki şiddeti konu aldım.

Bu konuda ısrarcıyım.  Her ne kadar masallar edebiyat tarihinin sözlü kaynağını oluşturuyor, toplumsal açıdan geçmişe ait ipuçları veriyorsa da, uygun olup olmadığı ayıklanmadan, tüm masalların doğrudan çocuklara mal edilmesini, haklı bulmuyorum.  Burada rol oynayan, masalların edebi değeri değil –keşke öyle olsa- tamamen ticari ranttır. 

Bu konu da çok uzun... Hem masalları, hem piyasayı, hem çocuk kitaplarının satışlarının nasıl olduğunu bilmek gerekir.  Hiçbir şey göründüğü kadar değil, ardında öyle uzun bir kuyruk var ki, bir sonraki yüzyılda bile kuyruğun dökülen tüylerini temizlemekle geçireceğize benzer...   Ama birkaç hoş masal okuyup fazla araştırmadan yalnızca bu masallar üzerine sonuç çıkaranlar, elbet “masalların tümü çocuklara göredir” gibi düşünebilirler...

Keloğlan kadar sahtekarlığı, iki yüzlülüğü, ihaneti haklı kılan, çıkarını kollamak adına adam öldürmeyi bile destekleyen bir karakter var mıdır acaba? Örnek isterseniz, Keloğlan ve Kargası adlı masalı okuyun...

Ülkemizde yerli masallara gereken önemin verildiğini düşünüyor musunuz? Yoksa çocuklarımız çeviri masallarla miı büyüyor?

Aslında bu da, tamamen piyasa koşullarıyla ilgili bir soru.

Şöyle diyeyim:

Eğer Milli Eğitim Bakanlığı, çağdaş yazarlar tarafından yazılan iyi masalları desteklese, okullara önerse, öğrencilerin bu masalları okuması için ders kitaplarına koysa, size diyeceğim ki, yerli masallara gereken önem veriliyor.

Eğer dağıtımcılar hangi yayıncıdan daha çok indirim alıyorlarsa –içerik ve nitelik pek de önemli olmaksızın-, o yayıncının verdiği masal kitaplarını satmak yerine, iyi basılmış, kaliteli ve nitelili masalları dağıtmayı yeğleseler, size diyeceğim ki, yerli masallara gereken önem veriliyor.

Eğer kitapçılar, hangi yayıncıdan ya da dağıtımcıdan daha ucuz kitap alabiliyorlar –içerik ve nitelik pek de önemli olmaksızın-,  ve daha geç ödeyebiliyorlarsa, o dağıtımcı ya da yayıncının masal kitaplarını raflara koymayı yeğlemek yerine, gerçekten iyi olanı destekleseler, size diyeceğim ki, yerli masallara gereken önem veriliyor.

Eğer öğretmenler kitap okusalar, inceleseler, kitaplara rahatça ulaşabilecekleri kütüphaneleri olsa, ya da kitap satın alabilecek kadar yüksek maaş alabilseler, o zaman öğrencilerine de hangi kitapları okutacaklarını daha iyi bilirlerdi ve ben de diyebilirdim ki, evet yerli masallara gereken önem veriliyor.

Eğer üniversitelerde çocuk kitaplıkları kurulsa, bütün okullarda, sınıflarda, kitaplık olsa ve raflarına en ucuz, en eski kitaplar bağış yoluyla yerleşmek yerine, en güzel, en nitelikli kitaplar, seçilerek rafları doldursa, size diyeceğim ki...

Eğer ...

 


+ 0
+ 0

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.