Başlıklar

En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Şükran ......... - 2006

İçerik - SÖYLEŞİLER
PrintEmail
Article Index
Şükran ......... - 2006
Sayfa: 2
All Pages

Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi

Şükran....

Okul öncesi öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi

2006

 

Masallarda hangi konuları işlemeye çalışıyorsunuz?

Çocuğun dünyasına yakın, çocuğu ilgilendiren ve onun kişisel, toplumsal, bilişsel ve dil gelişimini destekleyebilecek her konuyu işlerim.

Özellikle üzerinde durduğunuz konular var mı? Bu konular hangileridir?

“Yapıcı iletişim” konusuna hemen her masalda ya da öykümde değinirim.  Yapıcı iletişimi, kişileri sorunların çözümüne ulaştıracak ana yol olarak görürüm. Sorun çözme becerisi de zekâyı destekleyen bir beceridir.

İletişim kurma becerisinin geç kalınmadan alışkanlığa dönüştürülmesi gerektiğine inanıyorum.  Masalları, bu amaçta bir araç olarak kullanıyorum.

Eski masalların konularını nasıl buluyorsunuz?

Çocuğun ilgi alanına çok uzak, ancak çocuğu cezbeden “büyü”, “şiddet” gibi ögeleri sayesinde çocukların ilgisini çekebilen anlatılar... Çoğu masalın konusu, bir çocuktansa yetişkini ilgilendirir diye düşünüyorum.

Masalların yazılı edebiyatın başlangıcı olduğunu biliyoruz.  Ancak eski masallar çocuklar için anlatılmamıştı ki!  Yetişkinler için anlatıldığından, kurgusunda barındırdığı şiddet ve çağına göre gerekli ve normal olan kavramlar (kötüyü öldürüp malını gaspetmek gibi...) masallarda rahatlıkla yer alabilirdi.

Yetişkinler zamanla sözlü anlatımın zenginliği olan masalları istemediler, çünkü artık onlar basılı edebiyata yönelmişlerdi:  Öyküler, romanlar, şiirler...  İşte o zaman, yetişkinler aradan çekiliverip, bu konuda pek itiraz hakkı olmayan çocuklara mal ediliverdi masallar...

2000 yılında, Ankara Üniversitesi’nde sunduğum bildirimden bir alıntı:

İngiliz Dili ve Edebiyatı Profesörü J.R.R. Tolkien, özellikle Avrupa kaynaklı masalları araştırdığı "Peri Masalları Üzerine" adlı kitabında şöyle der: "Çoğunlukla peri masallarının doğal ya da özellikle uygun dinleyicilerinin çocuklar olduğu varsayılır. Eleştirmenler, yetişkinlerin kendi zevkleri için okuyabileceklerini düşündükleri peri masallarını tanımlarken, sık sık 'bu kitap altısından altmışına kadar olan tüm çocuklar içindir' şeklinde şakalar yaparlar. Ama ben henüz yeni bir araba modeli hakkında: 'bu oyuncak on yedisinden yetmişine kadar olan bebekleri eğlendirir' diyen şişirilmiş bir övgüye, her ne kadar bu benim aklıma çok daha yatkın olsa da, hiç rastlamadım."  (Peri Masalları Üzerine, Prof. J.R.R. Tolkien, Altıkırkbeş Yayınları, s.51)

J.R.R. Tolkien aynı kitabında, şunları söylüyor: "Aslında çocuklarla peri masalları arasında bir bağ kurulması evcil tarihimizin bir kazasıdır. Peri masalları, aslında yetişkinler istemediği ve yanlış kullanılması dert edilmediği için modern okur yazar dünyada, tıpkı külüstür ya da eski moda eşyaların oyun odasına atılması gibi, ‘ninni’ olmaya terk edilmiştir. Buna karar veren çocukların seçimi değildir..." (Peri Masalları Üzerine, Prof. J.R.R. Tolkien, Altıkırkbeş Yayınları, s.52)

Günümüz masallarıyla eski masalları karşılaştıracak olsanız hangi yönleriyle birbirinden ayrılır ve çocuklara okunması yönünden hangileri sizce daha doyurucudur?

“Doyurucu”luğu hangi bağlamda kullandığınızı açıklar mısınız?  Hangi açıdan doyuruculuğun yanıtını vermeliyim?

Örneğin, büyü  yoluyla sorunları alt edebilmenin okura hissettireceği doygunluktan mı söz ediyoruz? Zayıf ya da fakir olanın olağanüstü bir olay sayesinde birden sosyal seviyesini değiştirebilmesiyle hissedilecek doygunluktan mı?  Kötü olduğu varsayılanın öldürülerek cezalandırılması durumunun okura vereceği doygunluk mu?

Masalların anlatılmaya başlandığı yüzyıllar öncesinde, bu masallarla doğrudan çocuğun kişisel gelişiminin desteklenmesinin hedeflendiğini düşünüyor musunuz?

Doygunluğun sizin için içerdiği anlamı açıklarsanız, yanıtımı verebilirim...

Masallarda olağan üstü konuların işlenmesi, kahramanların olağan üstü ya da hayvanların , cansız nesnelerin insanmış gibi kişileştirilmesine nasıl bakıyorsunuz?

Zaten çocukları çeken de masalların bu yönü. Olağanüstü ögeleri, sihiri, büyüyü çıkarın masallardan, çocuklar için ilginç hiçbir yanı kalmaz, çünkü zaten anlatılan konular çocukları ilgilendirmez (Kimin padişah kızıyla evleneceği, hangi kardeşin tarlaya sahip olacağı gibi konuların, 2000’li yılların çocukları için gerçekten çok önemli bir heyecan nedeni olduğunu düşünebiliyor musunuz?)

Hayvan karakterlerin konuşturulması ya da cansız öğelere insan vasfı kazandırılması, masalların gereğidir; ancak bu özellik, masalı oluşturmanın arka planında gizli bazı amaçları besliyorsa, -duygusal istismar, duygusal taciz gibi,- klasiktir, olabilir diye göz yummak yerine, buna ilk karşı çıkması gerekenler de bizler olmalıyız...

Öte yanda, masallarda kahramanlara olağanüstü özellikler kazandırılması ya da olağanüstü olaylar yaşanması, masalları çocuklara ilginç kıldığı gibi, anlatımın algılanmasını da hızlandırır.

Yalnız masalda değil, gerek yazılı gerek sözle her anlatımda, konu değil, çocuga nasıl yaklaşıldığı, hangi sözcükler kullanıldığı ve nasıl anlatıldığıdır önemli olan. Yazarları birbirinden farklı kılan, kimini başarılı, kimini başarısız kılan da bu özgün anlatım yeteneğidir zaten...



Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.