Başlıklar

En Yeni Kitaplarım

bir_ayagi_yerde
bu_ne_bicim_kardes
cok-uslu_yaramazlar-1
cok_uslu_yaramazlar_2
kayip_kitapliktaki_iskelet_3a
koku_delisi-3
miymiy_teyze-3a
miymiy_teyze-4a
renk_delisi-2
ses-delisi
tak_tak_tak-sans_geldi
ucan-siirler

Derya Akarsu - 2010

İçerik - SÖYLEŞİLER
PrintEmail

Dokuz Eylül Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği bölümü

Derya Akarsu

Çocuk Edebiyatı okuyan bir grup öğrenci için...

 

 

Bize biraz kendinizden söz eder misiniz?

Özgeçmişimi internette bulabilirsiniz...

Bu yolculukta ne zaman ben artık yazarım diyebildiniz? Ya da kendinizi ‘yazar’ olarak tanımlıyor musunuz?

Ben aslında küçük yaştan beri taşıyorum yazarlık ruhunu. Bu gerçeği somutlaştırmam çok uzun yıllar sonra oldu yalnızca... 

Genç yaştan itibaren çalışıp hayatımı kazanmam gerektiğinden, çok istediğim halde uzun yıllar boyunca kitap yazmaya zaman ayıramadım. İki-üç işi, hatta bir ara dört ayrı işi aynı anda sürdürdüğüm oldu. Haftada üç gün bir iş yerinde büro işleri yaparken, iki gün Hayat Mecmuasında ve Elele Dergisinde çalıştım, ögle yemekleri saatinde bir başka iş yerine gidip iş mektuplarını yazdım, akşamları da evde Mandrake, Kızılmaske gibi çizgi romanların çevirilerini yaptım. Kısacası çok yoğun bir çalışma hayatını sürdürmek zorundaydım. 

Bu nedenle ilk şiir kitabım Kent Duygusu yayımlandığında 30 yaşını geçmiştim, ilk masal kitabım Geceyi Sevmeyen Çocuk yayımlandığında ise nerdeyse 40 yaşına gelmiştim...

Kitaplarınızı ne kadar sürede yazıyorsunuz? Başka bir deyişle bir masalın ortaya çıkması ne kadar sürer?

Bu süreç her yazara göre değişebildiği gibi, her kitaba göre de değişen bir şey; ortalama bir sayı belirtmek yanlış olur.  Bir masalı birkaç günde yazmış olabilirsiniz, aynı uzunlukta başka bir masal aylarınızı, bazen yıllarınızı bile alabilir.  İki yıl boyunca üzerinde düşündüğüm kimi masallarım vardır...

Önemli olan yazmak değil, yazdığınızın sizi ne kadar mutlu edebildiğidir.  Mutlu etmiyorsa, silip tekrar başlarsınız. İçinize sinene kadar üzerinde çalışırsınız.

Yazmaya nasıl başlarsınız?

Aslında öykü kendiliğinden gelir, göz kırpmaya başlar. Onu satırlara dökmeden de beni rahat bırakmaz.  “Haydi şimdi bir masal yazayım,” ya da “Oturup bir öyküye başlayayım,” diyerek ortaya bir metin çıkarabilmek benim için pek olası değil. 

Beklerim... Bazen günler geçer. Haftalar, aylar... Birden bir kıvılcım düşüverir belleğime.  O kıvılcımın izinden giderim; gitmesem beni yakar zaten...

Kimi kez iki-üç kitabı aynı anda yazmayı sürdürdüğüm olur; hatta doğrusu ya, bu tür çapraz çalışmayı daha da çok severim.  Durağanlaşmamı önler, heyecanımı körükler, belleğimi sürekli aktif tutar.

Yazmak yetenek işi midir? Öğrenilebilir mi?

Bence yetenek işidir, en azından benim için öyle. Çocukluğundan beri yazma aşkıyla yanıp tutuşuyor olmayıp da, sonradan heves eden, türlü nedenlerle “Ben de yazayım” diyen, yazarlığı öğrenebilir mi, öğrendiğiyle iyi bir yazar olabilir mi, bunlar benim deneyimlemediğim, bu nedenle de yanıt veremeyeceğim sorular.

Ancak nitelikli bir yazar olmak için yazarlık yeteneğinin de yeterli gelmeyeceğini söyleyebilirim; bu noktada kesin öğrenilmesi gereken şey, “dil”dir. Anadilini iyi bilmek, onu kullanmada ustalaşmış olmak gerekir.

Tür olarak masalı seçmenizin özel bir sebebi var mıdır?

Yazmaya başladığınızda, metin, türünü kendiliğinden seçer. Bakarsınız masal diliyle yazmaya başlamışsınız, ya da şiir dizeleriyle, belki de öykü diliyle... Kullanılan edebiyat türünü, yazdığınız metnin seslendiği yaş grubu yönlendirir. Hangi yaşa yazdığınız ise, hem dil hem konuyla bağlantılıdır.

Kısacası, her şey görünmeyen iplerle birbirine bağlıdır.  Her seçenek, bir başka seçeneği tetikler.

Çoğu kitabımda masal türünü seçmiş olmam, onları iki buçuk yaşındaki bir çocuğa sözlü olarak anlatmaya başlamamdan kaynaklanıyor. Bir sürü masal anlattım o küçüğe.  Unutmamak için masalları yazdım, alfabetik sıraya göre dizdim ve kâğıtlardan okumaya başladım.

Bir gün bir de baktım, kucağımda bütün çocuklarla paylaşılmayı bekleyen onlarca masal...

Masalın çocukların gelişimlerinde ne tür katkıları olduğunu düşünüyorsunuz? 

Elimizdeki kitapta bir masal olabilir, bir öykü ya da şiir olabilir... Çocuğun yaş düzeyine uyduktan sonra, hangi edebiyat türü olduğuna bakmaksızın, tüm edebi türlerin çocukların gelişimine katkısı olduğunu söyleyebilirim.

Bir sanat dalı olarak edebiyat, doğumdan itibaren başlayarak kişinin duyarlı bir insan, bir birey olmasına doğrudan katkı verir.

Çocuğun kişilik gelişimini, dil gelişimini destekler, zekasını, algısını esnetir, sorun çözme becerisini geliştirir, neden-sonuç ilişkisini kolayca kurabilmesini sağlar. Uzun araştırmalar sonucunda bu konuda yazılmış birçok kitap var; “masal”ın çocuğun gelişimine katkısını bir paragrafta özetlemeye çalışmak, konuya da, bu konu üzerinde emek verenlere haksızlık olur.

Eserleriniz  arasında yazarlık serüveninizde dönüm noktası olan ve ayrı bir değer taşıyan var mıdır?

İlk masalım benim için bir dönüm noktasıydı. O güne kadar hep yetişkin edebiyatında yer almıştım ve ilerde de yetişkinler için kitap yazacağımı sanıyordum. Oysa ilk masal ve ardından anlattığım onlarca masal beni çocuk yazınındaki renkli serüvenime çıkardı. Doğrusu ya, çocuklar için yazacağımı hiç düşünmemiştim, böyle bir planım yoktu. Kendiliğinden gelişti, iyi de oldu...

Sizce masal okumanın ve dinlemenin bir yaşı var mıdır? Masallar hakkındaki genel düşünceleriniz nelerdir?

Hangi masaldan söz ettiğiniz önemli. Eğer büyükler için yazılmış bir masaldan söz ediyorsak, çocukların bu masalı zevkle okuyabileceğini söylemek, bence yanlış olur. Yalnızca dil olarak değil, kavram olarak da çocuğun dünyasına uzak düşen kimi masalların her yaşta okunabilir olduğunu düşünmüyorum.

Ancak, çocuklar için yazılmış masalları, hem çocuklar hem de yetişkinler severek okuyabilir.

Çocuklar, onlar için yazılmış olan çocuk kitaplarını okur, yetişkinler ise hem yetişkinler hem de çocuklar için yazılan kitapları okuyup zevk alabilir. Elbette çocuk kitaplarının her yaşta okunabilir olmasının tek şartı, içindeki masalın ya da öykünün nitelikli bir edebiyat metni olmasıdır.

Bazı geleneksel masallar hakkında epey kaygı taşıyorum. Birçoğu yüz yıllar öncesinin savaşçı toplumlarının değerlerini taşıdığından ve asıl olarak zaten yetişkinler için anlatılmış olduklarından, yazı diline geçirildiğinde, dilini ne kadar sadeleştirirseniz sadeleştirin, kavramsal olarak çocuklara bugün katmak istemeyeceğimiz iletiler aktarabiliyorlar. (Dilerseniz size bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışma önerebilirim)

Son olarak yazar olmak isteyenlere önerileriniz nedir?

Önerim, acele etmemeleri, bir kitap yayımlama olgunluğuna erişene kadar sabırlı olmaları.

Eğer içlerinde hiç sönmeyen bir yazma tutkusu varsa, er ya da geç yazarlık serüvenine katılacaklardır.  Bu süreçte ana dillerine olan hakimiyetlerini geliştirmeleri ve düşlerini hiç unutmamaları gerekir.

 


+ 0
+ 0

Aytül Akal

© Copyright 2011. Aytül AKAL

Tüm Hakları Saklıdır.

All rights reserved

 

aytulakal.com, bağımsız, kişisel web sitesidir. Bu sitenin içeriği, yazılı izin alınmadıkça hiç bir şekilde kullanılamaz.

 

 

Yabancı Yayıncılarım

Not: Amazon.com yurtdışında yayımlanan kitaplar için kaynak olarak kullanılabilir.