Lütfen hesabınız için e-Posta adresi giriniz. Size bir doğrulama kodu gönderilecek. Doğrulama kodunu aldığınızda, hesabınız için yeni bir parola seçebileceksiniz.
Captcha plugin 2+ for Joomla from Outsource Online  

Yazıyorrrr... Yazıyorrrr...

Yazıyorrrr... Yazıyorrrr...
Süper Gazetecilerin “Son Baskı” heyecanını yazıyor!

Çocuk edebiyatında 30. yılını kutlayan Aytül Akal'ın, yayımlandığı günden bu yana 500 bini aşkın okura ulaşan “Süper Gazeteciler” serisinin 5. halkası Son Baskı, gündemin ve güncelin nabzını tutuyor, etik değerler hakkında düşündürüyor.
Kendi çabalarıyla hazırlayıp dağıttıkları Süper Gazete ile epeyce ünlenen dört kafadarı bu kez 8. sınıf sıralarında buluşturan yazar, takipçilerini yine karmaşık olaylar zinciriyle baş başa bırakıyor.
İlk gençlik çağındakilerin bireysel ve toplumsal bağlamda yaşadıkları sorunları içtenlikle ele alan roman; başarı takıntılı anne babaların yüksek beklentileri karşısında baskı hisseden öğrencilerin duygu ve düşüncelerine tercüman oluyor.  

Yazmasam Olmazdı...

Tabii ki olmazdı. Bunu daha çocukluğumda biliyordum. 
O zamanlar da yazmadan duramazdım ki. 
Hem de annem babam “Yazma!” dediği halde. 
Hem de gizli gizli doldurduğum şiir defterlerimi bulup benden sakladıkları, bazen yırtıp attıkları halde. 
“Yazma!”
Yazardım, yeniden yeniden başlayarak... 
Neden yazmayayım? İnat da var tutku da… 
Kim durdurabilirdi?
Karanlık mı? 
reigniteUyumadığım fark edilir diye ışığı açamazsam, ablamın pencere kenarında olan yatağının kenarına oturur, defterimi ay ışığının aydınlığına tutup yine yazardım; yazdım.
Evdekiler görmesin diye defterimi, kalemimi bel lastiğime sıkıştırıp tuvalete girer yine yazardım; yazdım. 
Yazmamak bir seçenek olamazdı; olmadı.
“Yazar olmasaydınız, ne olurdunuz,” diye sorarlar ya. Bıyığım olsa altından güleceğim. Böyle bir seçenek olamazdı benim hayatımda. “Yazar olmasaydım, yazar olurdum!”  
Yazmak, böyle bir tutku işte...